30 Nisan 2010 Cuma

boşver sende!

gönlün ne kadar şık sen ondan haber ver?..
şöyle atıp koyu grileri-siyahları sabahtan,
sarı bir kaşkol atabiliyor musun boynuna, ondan haber ver?
koyma bir kenara yüreğini, aç kapılarını,
gelene geçene yol verme girsin diye içeri ama
gömme başını toprağa bir çift güzel göz uğruna.
Bilirim yine yeşerecek bir çiçek bulursun bir dalda,
ama aklını kaybedecek bir aşk varsa avuçlarında,
bırak aksın yollarına.
yağ geç, yık geç, kimse inanmazsa inanmasın.
sen inan yüreğine,
hem ona geçmezse kime geçer sözün?..
büyü büyü... bak ellerin ayakların kocaman.
aklın da maaşallah yerinde,
e ne diye tutarsın yüreğini uçmasın diye.
akıllı ol, yüreğin gelir peşinden,
boşver yaşı başı,
aşk var mı aşk, sen ondan haber ver?
takılmışsın yüzündeki gözündeki çizgilere.
o çizgilerin yüreğine neler kazıdığını düşün,
atmak mı istiyorsun kendini bir dereye soğuk bir
kış günü, öl gitsin...
parayı pulu savurup,
bir balıkçı köyünde balık tutmak mıdır isteğin,
savrul gitsin...
Boş ver be yaşı başı, kim tutar seni kim,
kendi yüreğinden başka kim?.
Aklını al da öyle git,
ister bir duvara, ister bir od aya, ister kıra
bayıra vur da git.
Dert etme ellerini, onlar da gelir seninle
bırakmadıkça birine.
O biri de gelir gerçekten istediğin oysa,
seveceksen ve öleceksen uğruna...
yaşa be, yaşa da öyle git, gireceksen toprağa...
yaş 70'e gelse bile, hayat daha bitmemiş.
sen mi biteceksin?
çekeceksen bile bayrağı,
yaşadım ulan dibine kadar diyemiycek misin?


Can Yücel

22 Nisan 2010 Perşembe

müşfik kenter_zuhal olcay

zor işler vesselam

Göründüğü şekli ile ve iç yapısınında çok iyi olduğunu bildiğim evliliği olan dostumun,
başka birini sevdiğini öğrendiğimde;

ona kelimelerimi incelikle seçerek yorumda bulunurken fark ettim...
sadece yorum yapmıyordum evliliği, toplumun gelenekçi yapısını, aşkı, sadakati
didikliyordum ve ezberim bozuluyordu bir yandan da...

ne idi başka birini sevmeye yönelten halbuki her anında yanında olan destekçi bir kocası vardı
evlenmek için uzunca bir süre beklemişlerdi, görüntü itibari ile mükemmele yakın bir evlilik,
peki bu ne demek oluyordu?

rutinlik mi?
rutin bir şeyi ikiden fazla yaptığın an rutin oluyor zaten!

aşk mı bitti?
kendimle ölçeklesem bunu da yapamıyorum  ki, ben eski dünya insanıyım uymaz fikirlerim bu zamana,
sadakat önemli ve ilk sırada peki aşk ne oluyor? hangisi önemli, zaten ömür dediğin ne ki
üç gün!
bu açıdan bakınca aşkının ardından git diyesi geliyor insanın, toplumsal normlar, kurallar, ahlak,
bu açılardan bakınca ne demeli bilmiyorum.

etik ve ya değil!
etik de göreceli bir durum hem, uydurma savsatalar peşinden sürüklenen koca bir yığından öte olmayan  topluma göre mi etik?

olması gereken getiri götürü hesabını iyi yapmalı insan,(maddiyatı kast etmiyorum) sonrasında daha büyük pişmanlıklar ve keşke dememek için.


ve dürüst olmalı evvela kendisine....


.

21 Nisan 2010 Çarşamba

mütemadiyen

biliyorum söylesem duvara çarpıp dönecek kendi sesim

tutuyorum o yüzden içimde.

bir tek uzandığımda yatağıma bütün kaslarım gevşeyince

dökülüveriyor dilimden belli belirsiz, her gece...



devrik 




.

bellek

günaydın çarşamba,

kulağımda rodrigo "the shadows"

kahvemin kokusu duyularımı yalıyor ılık ılık

aklımda bir şey vardı  unuttum sabah olsun da yazayım dediğim,
bu günlerde pek çok şeyi unutuyorum
önemli mi değil mi hatırlamıyorum,
ard arda tekrarlanması canımı sıkıyor sadece...








.

20 Nisan 2010 Salı

bu sabah için

geç bunları bir kalemde

bahar mevsimi, üretim mevsimi de,
e bende ki bu kısırlık ne?
doğa milyonlarca yıllık rutin ritüelini gerçekleştiriyor harıl harıl
ben ne yapıyorum böyle!
bahaneler bitmek bilmez bahaneler  bir başladı mı ardı arkası kesilmiyor,
ha evet çok iş vardı seyahat dönüşü ama nicelerini hiç mızmızlanmadan yapmıştım.
doğru dürüst okuyamıyorum bile bir sürü kitap yığıldı,
photoshop/ illusturatöre istediğim gibi vakit ayıramıyorum,
fena değil ama çok daha iyi olmalıydı.

ertelemeye başladın mı, ardı arkası kesilmez o yüzden hadi bahaneyi bırak,
bahar yorgunluğu, yok iş yoğunluğu geç bunları iyi bir programlama ve buna mümkün mertebe uymayla,
pek çok şey için vakit bulunabilir, biliyorsun bunu kuzum...





.

16 Nisan 2010 Cuma

yok bir fark

evet dün dönüldü
kısa bir ara verdiğim İstanbul'a

henüz bırakma zamanım gelmemiş onu anladım,
beni çok yorup yıpratıyor ama yine de  henüz değil!





ben aynı olunca herşey aynı..




.

Lila Downs - Naila


sakin sular gibi,

dingin ve huzurlu,

ve her dem mavi...






(ben bu deli kızı çok seviyorum yaa..)




10 Nisan 2010 Cumartesi

...

In the cold November rain




Do you need some time

On your own

Do you need some time

All alone

Everybody needs some time

On their own

Don't you know you need some time

All alone



I know it's hard to keep an open heart

When even friends seem out to harm you

But if you could heal a broken heart

Wouldn't time be out to charm you



Sometimes I need some time

On my own

Sometimes I need some time

All alone

Everybody needs some time

On their own

Don't you know you need some time

All alone



And when your fears subside

And shadows still remain

I know that you can love me

When there's no one left to blame

So never mind the darkness

9 Nisan 2010 Cuma

tamirat

senin neyine potteri tamir etmek
böyle hertarafın japon yapıstırcısı ve gres yağı olur
ohh olsun!!

<<< yaptım ama ne haber>>>

8 Nisan 2010 Perşembe

akşamüstü

saat 16:00 itibari ile ne yogunluk sanki kabul günümdü))
annecik ilk kez ofisime geldi) hatun ayağını sürüyerek geldi sanki,
ardından iki müşteri çok dagıldı etraf ama yeni modellerden bayagı sipariş alındı bu da güzeldi))
sonrasında bir dostla kahve içildi
ofisten çıkmaya çeyrek kala tedarikçiyle görüşüldü tatil öncesi dantel vs eksik olmasın hesabı))

saat 20:00 da ancak eve gelindi
az biraz dinlenme ardından illusturatörü açıp ancak bir model çizebilmiş olmanın can sıkıntısıyla,
bakakalınır öylece pc ye...

kişisel gün sonu bakımı ardından uykuya yol almalı en iyisi
bir iki sayfa birşey okuyabilirsem ne ala...

karma(karışık)


yaptıklarımın yansıması mı bu haller?


henüz bir şey yapmamıştım ki!


ben bir şey anlamadım...

6 Nisan 2010 Salı

lolipop

-küçük kız demeyin diyorsun bak hala lolipop yiyorsun?

-lolipopu sadece küçük kızlar mı yer, 60'ım da olsam da lolipop yiyor olacağım, kime ne!

hiç

-söyle bakalım küçük kız,
ne oldu yine, süzülenler ne böyle gözünden yüzünden?

- hiç!

-nasıl hiç,
insan hiç için ağlar mı, küçük kız?

-beni rahat bırakın lütfen soru sormayın, bir de küçük kız demeyin!

5 Nisan 2010 Pazartesi

bilemedim

Bilseydim ki o son öpücük veda öpücüğü daha uzun öperdim,
kokunu daha bir çekerdim içime ve sımsıkı sarılırdım...(

4 Nisan 2010 Pazar

Deniz Kızı

Denizden yeni mi çıkmıştı, neydi;

Saçları, dudakları

Deniz koktu sabaha kadar;

Yükselip alçalan göğsü deniz gibiydi.



Yoksuldu, biliyorum

-Ama boyna da yoksulluk sözü edilmez ya-

Kulağımın dibinde, yavaş yavaş,

Aşk türküleri söyledi.



Neler görmüş, neler öğrenmişti kim bilir.

Denizle boğaz boğaza geçen hayatında!

Ağ yamamak, ağ atmak, ağ toplamak,

Olta yapmak, yem çıkarmak, kayık temizlemek...

Dikenli balıkları hatırlatmak için

Elleri ellerime değdi.



O gece gördüm, onun gözlerinde gördüm;

Gün ne güzel doğarmış meğer açık denizde!

Onun saçları öğretti bana dalgayı;

Çalkalandım durdum rüyalar içinde
 
                                       O.V.Kanık
 
 
 
bu şiir ilk sevdigim şiir diyebilirim, ortaokuldaydım  döndürüp döndürüp okurdum)))



"neler görmüş neler öğrenmişti kim bilir?"



2 Nisan 2010 Cuma

bugün

bugün oldukça protest ve muhalifim
herkese ve her şeye,
bir tek kendimle uyumluyum bugün...

saat

saat dört yoksun,
saat  beş yok.
altı, yedi, ertesi gün,
daha ertesi
ve belki kim bilir?
kitap okurum,
içinde sen varsın
şarkı dinlerim içinde sen....
......

en güzel deniz henüz gidilmemiş olandır,
en güzel çocuk henüz büyümedi büyümedi
en güzel günlerimiz, henüz yaşamadıklarımız,
ve sana söylemek istediğim en güzel söz,
henüz söylememiş olduğum sözdür..

                                             Livaneli

4,5,6,7...


.