23 Ekim 2011 Pazar

yorgunluk

kendimi tanırım çok kinci biri olmadım hiç bir zaman,
ha evet biraz kıskançlığım vardır,
o da gözüme soka soka bir şeyler yapılırsa şiddetlenir, 
ki bu çok normal hemen her insanın fıtratında olan bir duygudur..
affedici yanımda çok kuvvetlidir ve merhamette yok değildir, 
hatta olması gerekenden bir kaç ölçek fazla gibi hissettiğim ve bu nedenle çokça sıkıntı duyduğum zamanlar olmuştur.
peki neden bu duyguyu atamıyorum neden samimiyetlerine güvenemiyorum neden perdeyi kendileri aralamış, hatta kaldırmış gibi gözükse de, ben neden kaldıramıyorum?
neden eskisi gibi davranamıyorum?
güven duygumu neden yitirdim ve inancımı?
bu da insanın ömrü hayatında yaşaması gerek bir şey mi?
bende hatasız değilim insana mahsus çok beşer şaşar yanlarım var biliyorum,
yoksa, ben tolere edilebilecek davranışları halleri tolere etmekten yoksun muyum?
limitim mi bitti?


eskisi gibi değil hiç bir şey bunu biliyorum ve salla gitsin bu böyle diyemiyorum...
bu da bir süreç  geçecektir ve taşlar yerine oturacaktır..
ve su sızdırmayacak belki de!
kim bilebilir?


zaman yine sana bırakıyorum...
bu sefer de her şeyi örtecek misin? bakalım tozunla!..


21 Ekim 2011 Cuma

günün kelamı!







"Düşünceler baskı altına alınarak yok edilemez, Onlar ancak dikkate alınmayarak yok edilebilir."










Ursula K. Leguin

11 Ekim 2011 Salı

bir günün anatomisi, diğer günler fotokopisi....

05:50 kalkış
06:30 evden çıkış

gün ortası 14 saat içerisi de
trafik, çalışma, öğle yemeği, onlarca telefon cevapla, yüzlerce soru cevapla, bir sürü problem
15-20 dakika sakin kalabilirsen bir iki model karala...
5-10 dakika arkadaşlarla gevezelik...

20:10 eve geliş
20:30 akşam yemeği tek başına (haklı olarak bizimkiler yemeğini yemiş ve hatta çay kahve içilmiş)
20-30 dakika efeciği mıncıkla (halasını illa bekliyor o saate kadar)
21:00-22:00 spor
en geç 23:00 uyku