29 Eylül 2009 Salı

paradokslar II

bu yollar bu sokaklar benden ne istiyor anlamadım,
ayaklarım bana değil onlara hizmet etmekte
ellerim ceplerimde, kulağımda hep o hüzünlü şarkılar.
içimde hala sevdan, terk etmedi beni henüz,
ama alıştım yokluğuna, daha iyiceyim.

hala içimde bir yerlere gitme arzusu,
her yenilmiş de, bu arzu var mıdır bilmiyorum?
ama gidemiyorum işte!
bir şekilde bağlanmış görünmeyen sicimler le buraya bedenim
belkide bedenim özgür, kalbim beynim bağlanmış ya da bağlamışım,
bu da bir paradoks!!!

sonuçta her defasında kalıp göğüslüyorum tüm olanları,
sıkıldım, çok sıkıldım...

27 Eylül 2009 Pazar

paradokslar I

dün saatlerce yürüdüm,
ve yalnızlıgımı kamufle etmek için,
hep en kalabalık yerlere çıkardı beni yollar
bu şehri bırakıp gitmek isterken
tekrar sevdim,
tekrar tekrar aynı yollarda yürüdüm
binaların taşlarına dokundum bir bir
sevgiliye dokunur gibi,
sevdikçe nefret ettim, nefret ettikçe sevdim

26 Eylül 2009 Cumartesi

bir kenti bırakma arzusu

terk etmeli bu kenti,
ve senin arşınladığın şu yollara basmamalı,
senin gözlerinin değdiği,
şu denizi, dalgaları, köpükleri görmemeli

Gardım düştü hayat karşısında
şehrin yorgunluğu yetmez gibi
aşk yorgunluğunu da ekledim
aferin bana

bir an evvel toparlanmalı
ve başka bir şehirde soluklanmalı,
eskiye dair her şeyi bu kentte bırakarak.
arkama bakmadan
kah yürümeli, kah koşmalı
ama durmamalı bir an...

24 Eylül 2009 Perşembe

YETMEZ Kİ

bir küçük dere olsam
kıvrımlı uzun yollar boyu
aksam aksam
bulur muyum acaba?
kurak kalbini!
yeter mi gücüm?
yeniden yeşertmeye....

züğürt tesellisi

seni ayırdım herkesten
benim hiç ayırdım olmadığı halde,
sevdim koşulsuz kuralsız
kendim bir dizi koşula tabiyken
yapılacak bir şey yok!
geçecek bugünler de
bir öyle, bir böyle
her şeyi akışına bıraktım
bir gün bulur beni belki
duyularıma, duygularıma
dokunarak sevgi
kim bilir?

içimde bir ümit var hala hayret!

20 Eylül 2009 Pazar

isyanın dehlizlerinde...

volta atıyor kelimler sırayla odamda

ben kıpırdayamıyorum ve hatta ağlayamıyorum bile

bir isyan kaşıyor yine bütün bedenimi, zihnimi

yumruklarımı sıkıp sıkıp bırakıyorum

yorgunum çok yorgun...

ağlamaktan yorgun,

düşünmekten yorgun

uykusuzluktan yorgun,

sevmekten yorgun!

sadece temenni edebiliyorum

bir an önce bitsin bu hal...

17 Eylül 2009 Perşembe

½

teğet geçtin derken
nasılda ortamdan bölmüşsün beni
daha yeni fark ediyorum...

16 Eylül 2009 Çarşamba

yine özlem

neden bu kadar uzağız?
merhametin fazlası acıtır bilirim,
ama insafsızsın!
rüyalarıma bile gelmiyorsun artık,
bilmiyorsun ne kadar özlendiğini...

........

seni özledim
sesini özledim,
hep aynı şeyleri
yineledim

12 Eylül 2009 Cumartesi

sinsi bir isyan!!

ne gerek varmış bu kadar bastırmaya,
içime akıtmaya...
neyime gerekti boyumdan büyük acıları biriktirmek..

büyümekmiş, erdemlermiş, sınavlarmış, olgunlaşmakmış...
kim söyledi bu yalanları kim?
kim inandırdı, bunlara beni?

bak geçiyor ömrümün en güzel zamanları,
alıyor en degerlimi,
an be an zaman!
ve biliyorum yerine koyamayacagım bir daha

11 Eylül 2009 Cuma

alış-veriş

alış-veriş bitti,

bitti tüm taksitli sevgiler,

nakit puuanlar, ekstra bonuslar



şimdi kefilsiz krediler lazım

boşalan güven yerine

taksit atlatmak lazım

önümüzdeki on seneye



yetmiyor mu, hım

bu tarafta satılık ruh yok

diğer reyona bakınız..

kolaycı

öyle mecalsizim ki noktaları koymaya bile gücüm yok,
elim sürükleniyor kalbim sürükleniyor bir alışkanlıktan mütevellit.
unutabilsem bütün alışkanlıklarımı,
yeni doğmuş bir çocuk gibi bakir olsa beynim ellerim,
yeniden alışkanlıklar ve yeni kelimeler yüklesem,

çok mu kolaycıyım?

10 Eylül 2009 Perşembe

portre I

neşesi az, derdi fazla 21.yy metropol insanı
ömrümü şehir ve yaşam kemirirken,
beynimi yalnızlık kemiriyor...

9 Eylül 2009 Çarşamba

martılar dedikoducu mudur?

Haydi içelim bu gece
Gurubun son demi şarabımızdan

Usulca yırtalım sandalla
Bogaziçi'nin ipek atlasını

Naralar atalım dörtbir yandan yankılansın sesimiz,
Münir Nurettin'in şarkıları gibi

Ve hiç bilmedigimiz sırlarımızı itiraf edelim birbirimze
Nasılsa yarın hatırlayamayacağımız malüm...

Birtek, birtek martılardan çekinirim,
Tüm İstanbul'a ve sana yeniden anlatırlarsa...

8 Eylül 2009 Salı

devekuşu

~kulaklarını gözlerini kapadığında
duymayacağını, görmeyeceğini mi
sanıyorsun?

~açmaya gebe bir tomurcuğun çıtırtısını,
yahut gülen bir çocuğun gözlerinde ki
o içten ışıltıyı

~kandıramazsın kendini
herkesi inandırsan bile;
sağır ve kör olduğuna.

öteki ben'e

ne sen umut tacirisin,
ne de ben melankonik bir aşk delisi
sadece öyle oldugumuzu sanıyoruz
ve bu sanmalarla yaşıyoruz,
gerçek benlerden uzakta

umutsuzluğum insanlara dair I

heryerde heykeller

eti, canı, kanı olup düşünmeyen heykeller.



gayesiz, düşüncesiz, kendine bile faydasız,

varlığından bihaber heykeller



iyi bir kulum diyor sadece,

kime kulluk ettigini bilmeden...

ahh martılar

gemiler geçti rüyalarımda,
bembeyaz yelkenleriyle

inci gibi dizilmişti,
gerdanına İstanbul'umun

yükleri umut, sevinç
sevgi ve mutluluktu...

bir martı çıglığında sıçrayarak uyandırıldım
ama yine de kızamıyorum martılara...

7 Eylül 2009 Pazartesi

hüzünlü anlardan biri...

bu hüzün nedir böyle
çöreklendi üzerime,
sis gibi, sus gibi...
....
kendi sesim dahil her ses zül,
sussun herkes, sende sus!
...

bir bu eksikti!

bu yağmurda neyin nesi
gözlerimdeki çiğ ağır gelirken...

2 Eylül 2009 Çarşamba

gebe zamanlar...

içimde bir sancı var,
.........................bilemiyorum,
açmaya çalışan tomurcugun sancısı mı?
yoksa.............
kuruyan bir yaprağın tutunmak için
tüm gücünü harcaması mı?
..............birşeyler olacak çok kısa zamanda
seziyorum...