bu yollar bu sokaklar benden ne istiyor anlamadım,
ayaklarım bana değil onlara hizmet etmekte
ellerim ceplerimde, kulağımda hep o hüzünlü şarkılar.
içimde hala sevdan, terk etmedi beni henüz,
ama alıştım yokluğuna, daha iyiceyim.
hala içimde bir yerlere gitme arzusu,
her yenilmiş de, bu arzu var mıdır bilmiyorum?
ama gidemiyorum işte!
bir şekilde bağlanmış görünmeyen sicimler le buraya bedenim
belkide bedenim özgür, kalbim beynim bağlanmış ya da bağlamışım,
bu da bir paradoks!!!
sonuçta her defasında kalıp göğüslüyorum tüm olanları,
sıkıldım, çok sıkıldım...
29 Eylül 2009 Salı
27 Eylül 2009 Pazar
paradokslar I
dün saatlerce yürüdüm,
ve yalnızlıgımı kamufle etmek için,
hep en kalabalık yerlere çıkardı beni yollar
bu şehri bırakıp gitmek isterken
tekrar sevdim,
tekrar tekrar aynı yollarda yürüdüm
binaların taşlarına dokundum bir bir
sevgiliye dokunur gibi,
sevdikçe nefret ettim, nefret ettikçe sevdim
ve yalnızlıgımı kamufle etmek için,
hep en kalabalık yerlere çıkardı beni yollar
bu şehri bırakıp gitmek isterken
tekrar sevdim,
tekrar tekrar aynı yollarda yürüdüm
binaların taşlarına dokundum bir bir
sevgiliye dokunur gibi,
sevdikçe nefret ettim, nefret ettikçe sevdim
26 Eylül 2009 Cumartesi
bir kenti bırakma arzusu
terk etmeli bu kenti,
ve senin arşınladığın şu yollara basmamalı,
senin gözlerinin değdiği,
şu denizi, dalgaları, köpükleri görmemeli
Gardım düştü hayat karşısında
şehrin yorgunluğu yetmez gibi
aşk yorgunluğunu da ekledim
aferin bana
bir an evvel toparlanmalı
ve başka bir şehirde soluklanmalı,
eskiye dair her şeyi bu kentte bırakarak.
arkama bakmadan
kah yürümeli, kah koşmalı
ama durmamalı bir an...
ve senin arşınladığın şu yollara basmamalı,
senin gözlerinin değdiği,
şu denizi, dalgaları, köpükleri görmemeli
Gardım düştü hayat karşısında
şehrin yorgunluğu yetmez gibi
aşk yorgunluğunu da ekledim
aferin bana
bir an evvel toparlanmalı
ve başka bir şehirde soluklanmalı,
eskiye dair her şeyi bu kentte bırakarak.
arkama bakmadan
kah yürümeli, kah koşmalı
ama durmamalı bir an...
24 Eylül 2009 Perşembe
YETMEZ Kİ
bir küçük dere olsam
kıvrımlı uzun yollar boyu
aksam aksam
bulur muyum acaba?
kurak kalbini!
yeter mi gücüm?
yeniden yeşertmeye....
züğürt tesellisi
seni ayırdım herkesten
benim hiç ayırdım olmadığı halde,
sevdim koşulsuz kuralsız
kendim bir dizi koşula tabiyken
yapılacak bir şey yok!
geçecek bugünler de
bir öyle, bir böyle
her şeyi akışına bıraktım
bir gün bulur beni belki
duyularıma, duygularıma
dokunarak sevgi
kim bilir?
içimde bir ümit var hala hayret!
20 Eylül 2009 Pazar
isyanın dehlizlerinde...
volta atıyor kelimler sırayla odamda
ben kıpırdayamıyorum ve hatta ağlayamıyorum bile
bir isyan kaşıyor yine bütün bedenimi, zihnimi
yumruklarımı sıkıp sıkıp bırakıyorum
yorgunum çok yorgun...
ağlamaktan yorgun,
düşünmekten yorgun
uykusuzluktan yorgun,
sevmekten yorgun!
sadece temenni edebiliyorum
bir an önce bitsin bu hal...
ben kıpırdayamıyorum ve hatta ağlayamıyorum bile
bir isyan kaşıyor yine bütün bedenimi, zihnimi
yumruklarımı sıkıp sıkıp bırakıyorum
yorgunum çok yorgun...
ağlamaktan yorgun,
düşünmekten yorgun
uykusuzluktan yorgun,
sevmekten yorgun!
sadece temenni edebiliyorum
bir an önce bitsin bu hal...
17 Eylül 2009 Perşembe
16 Eylül 2009 Çarşamba
yine özlem
neden bu kadar uzağız?
merhametin fazlası acıtır bilirim,
ama insafsızsın!
rüyalarıma bile gelmiyorsun artık,
bilmiyorsun ne kadar özlendiğini...
........
seni özledim
sesini özledim,
hep aynı şeyleri
yineledim
merhametin fazlası acıtır bilirim,
ama insafsızsın!
rüyalarıma bile gelmiyorsun artık,
bilmiyorsun ne kadar özlendiğini...
........
seni özledim
sesini özledim,
hep aynı şeyleri
yineledim
12 Eylül 2009 Cumartesi
sinsi bir isyan!!
ne gerek varmış bu kadar bastırmaya,
içime akıtmaya...
neyime gerekti boyumdan büyük acıları biriktirmek..
büyümekmiş, erdemlermiş, sınavlarmış, olgunlaşmakmış...
kim söyledi bu yalanları kim?
kim inandırdı, bunlara beni?
bak geçiyor ömrümün en güzel zamanları,
alıyor en degerlimi,
an be an zaman!
ve biliyorum yerine koyamayacagım bir daha
içime akıtmaya...
neyime gerekti boyumdan büyük acıları biriktirmek..
büyümekmiş, erdemlermiş, sınavlarmış, olgunlaşmakmış...
kim söyledi bu yalanları kim?
kim inandırdı, bunlara beni?
bak geçiyor ömrümün en güzel zamanları,
alıyor en degerlimi,
an be an zaman!
ve biliyorum yerine koyamayacagım bir daha
11 Eylül 2009 Cuma
alış-veriş
alış-veriş bitti,
bitti tüm taksitli sevgiler,
nakit puuanlar, ekstra bonuslar
şimdi kefilsiz krediler lazım
boşalan güven yerine
taksit atlatmak lazım
önümüzdeki on seneye
yetmiyor mu, hım
bu tarafta satılık ruh yok
diğer reyona bakınız..
bitti tüm taksitli sevgiler,
nakit puuanlar, ekstra bonuslar
şimdi kefilsiz krediler lazım
boşalan güven yerine
taksit atlatmak lazım
önümüzdeki on seneye
yetmiyor mu, hım
bu tarafta satılık ruh yok
diğer reyona bakınız..
kolaycı
öyle mecalsizim ki noktaları koymaya bile gücüm yok,
elim sürükleniyor kalbim sürükleniyor bir alışkanlıktan mütevellit.
unutabilsem bütün alışkanlıklarımı,
yeni doğmuş bir çocuk gibi bakir olsa beynim ellerim,
yeniden alışkanlıklar ve yeni kelimeler yüklesem,
çok mu kolaycıyım?
elim sürükleniyor kalbim sürükleniyor bir alışkanlıktan mütevellit.
unutabilsem bütün alışkanlıklarımı,
yeni doğmuş bir çocuk gibi bakir olsa beynim ellerim,
yeniden alışkanlıklar ve yeni kelimeler yüklesem,
çok mu kolaycıyım?
10 Eylül 2009 Perşembe
portre I
neşesi az, derdi fazla 21.yy metropol insanı
ömrümü şehir ve yaşam kemirirken,
beynimi yalnızlık kemiriyor...
ömrümü şehir ve yaşam kemirirken,
beynimi yalnızlık kemiriyor...
9 Eylül 2009 Çarşamba
martılar dedikoducu mudur?
Haydi içelim bu gece
Gurubun son demi şarabımızdan
Usulca yırtalım sandalla
Bogaziçi'nin ipek atlasını
Naralar atalım dörtbir yandan yankılansın sesimiz,
Münir Nurettin'in şarkıları gibi
Ve hiç bilmedigimiz sırlarımızı itiraf edelim birbirimze
Nasılsa yarın hatırlayamayacağımız malüm...
Birtek, birtek martılardan çekinirim,
Tüm İstanbul'a ve sana yeniden anlatırlarsa...
Gurubun son demi şarabımızdan
Usulca yırtalım sandalla
Bogaziçi'nin ipek atlasını
Naralar atalım dörtbir yandan yankılansın sesimiz,
Münir Nurettin'in şarkıları gibi
Ve hiç bilmedigimiz sırlarımızı itiraf edelim birbirimze
Nasılsa yarın hatırlayamayacağımız malüm...
Birtek, birtek martılardan çekinirim,
Tüm İstanbul'a ve sana yeniden anlatırlarsa...
8 Eylül 2009 Salı
devekuşu
~kulaklarını gözlerini kapadığında
duymayacağını, görmeyeceğini mi
sanıyorsun?
~açmaya gebe bir tomurcuğun çıtırtısını,
yahut gülen bir çocuğun gözlerinde ki
o içten ışıltıyı
~kandıramazsın kendini
herkesi inandırsan bile;
sağır ve kör olduğuna.
duymayacağını, görmeyeceğini mi
sanıyorsun?
~açmaya gebe bir tomurcuğun çıtırtısını,
yahut gülen bir çocuğun gözlerinde ki
o içten ışıltıyı
~kandıramazsın kendini
herkesi inandırsan bile;
sağır ve kör olduğuna.
öteki ben'e
ne sen umut tacirisin,
ne de ben melankonik bir aşk delisi
sadece öyle oldugumuzu sanıyoruz
ve bu sanmalarla yaşıyoruz,
gerçek benlerden uzakta
ne de ben melankonik bir aşk delisi
sadece öyle oldugumuzu sanıyoruz
ve bu sanmalarla yaşıyoruz,
gerçek benlerden uzakta
umutsuzluğum insanlara dair I
heryerde heykeller
eti, canı, kanı olup düşünmeyen heykeller.
gayesiz, düşüncesiz, kendine bile faydasız,
varlığından bihaber heykeller
iyi bir kulum diyor sadece,
kime kulluk ettigini bilmeden...
eti, canı, kanı olup düşünmeyen heykeller.
gayesiz, düşüncesiz, kendine bile faydasız,
varlığından bihaber heykeller
iyi bir kulum diyor sadece,
kime kulluk ettigini bilmeden...
ahh martılar
gemiler geçti rüyalarımda,
bembeyaz yelkenleriyle
inci gibi dizilmişti,
gerdanına İstanbul'umun
yükleri umut, sevinç
sevgi ve mutluluktu...
bir martı çıglığında sıçrayarak uyandırıldım
ama yine de kızamıyorum martılara...
bembeyaz yelkenleriyle
inci gibi dizilmişti,
gerdanına İstanbul'umun
yükleri umut, sevinç
sevgi ve mutluluktu...
bir martı çıglığında sıçrayarak uyandırıldım
ama yine de kızamıyorum martılara...
7 Eylül 2009 Pazartesi
hüzünlü anlardan biri...
bu hüzün nedir böyle
çöreklendi üzerime,
sis gibi, sus gibi...
....
kendi sesim dahil her ses zül,
sussun herkes, sende sus!
...
bir bu eksikti!
bu yağmurda neyin nesi
gözlerimdeki çiğ ağır gelirken...
çöreklendi üzerime,
sis gibi, sus gibi...
....
kendi sesim dahil her ses zül,
sussun herkes, sende sus!
...
bir bu eksikti!
bu yağmurda neyin nesi
gözlerimdeki çiğ ağır gelirken...
2 Eylül 2009 Çarşamba
gebe zamanlar...
içimde bir sancı var,
.........................bilemiyorum,
açmaya çalışan tomurcugun sancısı mı?
yoksa.............
kuruyan bir yaprağın tutunmak için
tüm gücünü harcaması mı?
..............birşeyler olacak çok kısa zamanda
seziyorum...
.........................bilemiyorum,
açmaya çalışan tomurcugun sancısı mı?
yoksa.............
kuruyan bir yaprağın tutunmak için
tüm gücünü harcaması mı?
..............birşeyler olacak çok kısa zamanda
seziyorum...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)