25 Temmuz 2012 Çarşamba

ayrı ayrı

ölümden kötü müdür, ayrılıklar?
bilirsin bir daha dönmeyecek 
sen o'nun yanına gidinceye kadar göremeyeceksin!
öyle yerleştirisin zihnine, yüreğine, zamanla ölümü..

peki ya ayrılıklar?
aynı şehirde aynı havayı solurken
başka başka hayatlara yelken açmalar,
bunun kabulu daha zor bende!
nasıl üstesinden geliyorlar ya da gelmiş gözüküyorlar...
bunu anlayamıyorum, anlayamadığım pek çok şey gibi...





16 Temmuz 2012 Pazartesi

bozcaada assos

bir daha yapılmaması gereken şeylere temmuz ortasında bozcaada'ya gitmeyi de ekledim.
ada mevsimi ya ilkbahar ama en çok da eylül on beş ardı. dostlarla olmak keyifli, doğa deniz harika,
ama sıcaklar, ve otuz dört laneti diyorum artık, biz kaçtıkça takip ediyor her yer de, trafik çilesi..
bozcaada mevsiminde daha güzel bir daha gider miyim bilmiyorum, on yıl önce çok daha natural daha candan işletmeler vardı bu kadar lüks butik otel yoktu ama, daha saygılı esnaf vardı hoş sohbet vardı, güzel lezzetler vardı kısacası, şimdi sadece ticaret var...
güzelyalı'nın doğası denizi çok güzel ve uzun uzun yürümek istedim ama kısmet olmadı, nasip!
assos, hep sevdiğim bir yer ve her zamanki gibi entellektüel, bana hep öyle geliyor nedense anadolu yarımadasının ilk felsefe okulunun burada açılmasından ötürü mü, aritotales'ten ötürü mü bilemiyorum..
böyle bir hafta sonuydu işte, yorucu, uykusuz, uzak, bol trafikli ama bol sohbetli ve keyifli....







13 Temmuz 2012 Cuma

feeling of the morning

başım darda dediğimde geliyor da
yüreğim darda olunca neden uzakta
elim dizim yaralanınca, sarıyor da
iç kanamalarımı neden umursamıyor.


11 Temmuz 2012 Çarşamba

.

Yaşlı ve çirkin bir tüccar; karşılığını parayla ödeyeceği zevk gecesi için olağanüstü güzel, ama taş kalpli bir hayat kadınına gitmiş... Sabaha karşı, yaşlı adamın uykuya dalmasını fırsat bilen genç kadın, soyguncu dostlarını çağırmış. Ne var ki tüccar, tilki uykusundan fırladığı gibi olanca gücüyle karşı koymaya, dövüşmeye başlamış. Haydutlar hem kalabalık, hem de işinin ehliymiş.Onu kolayca köşeye sıkıştırmışlar.

Ancak ne kadar vururlarsa, bu zayıf ve çirkin bedende yara açılmadığını, can alıcı darbelerin hiç iz bırakmadığını görmüşler...Bıçaklarını, kılıçlarını çekmişler...Ancak en keskin bıçak, en acımasız kılıç bile tüccara hiç bir şey yapamıyormuş.... Sonunda korkup kaçmışlar.... Dövüşü izleyen kadın, yaşlı adamın mucizevi gücünden etkilenmiş, bir kez daha -ama bu kez aşk adına- tüccarla sevişmek istemiş. Onu hayranlıkla, arzuyla, şefkatle okşamaya başlamış... Gelgelelim güzel kadının her dokunuşunda tüccarın bedeninde yeni bir yara beliriyormuş. Dövüşün, darbelerin, bıçakların, kılıçların açtığı yaralarmış bunlar... İçten bir ilgi ve şefkat görene dek gizli kalmışlar. Sonunda tüccar kanlar içinde kadının kollarına yığılmış, ölmüş....

Tam bu türden hayatlar yaşamıyor muyuz ?
Aşktan bunca korkmamız bu yüzden değil mi ?
Kimsenin kollarında yığılıp can vermek istemiyoruz.
Çünkü zaten, her yanımız "kılıç yaralarıyla" dolu.
Ama bir şekilde kapanmış,kabuk bağlanmış yaralar onlar....
Nasıl yapmışsak yapmışız üstesinden gelmişiz...
Ama biri, kabuk tutmuş yaraları okşamaya başladığında, cırt diye açılıveriyor ve oluk oluk kanama başlıyor yeniden....
Birine teslim olduğumuzda, anlatmaya başladığımızda, içimizi döktüğümüzde bedenimiz ve ruhumuz kan içinde kalıveriyor....
O yüzden değil mi içimizi tutmamız?
Birisine teslim olmaktan korkmamız?
Ortalıkta tedirgin ve gergin dolanmamız?
"Anlatsam mı, anlatmasam mı?" kararsızlığımız "Bu sevgi beni acıtır mı?" kuşkularımız.... Her zaman seni üzecek birileri olacaktır.
Yapman gereken insanlara güvenmeye devam etmek, kime iki defa güveneceğini iyi seçmek....

Gabriel Garcia Marquez

6 Temmuz 2012 Cuma

hallerden hal, hallerden özlem..

Bazen insan öyle bir özlenir ki!
Özlenen bilse, yokluğundan utanır..


A.Nesin

3 Temmuz 2012 Salı


Gözlerimi kanatırcasına ağladığım gecelerim var!..
Ve kahkahalara sarılmış anılarım!..
Herkes kadar dertli, bazılarından fakir, üstelik çoğundan zenginim.
Taşıdığım hayallerim, söylenecek şarkılarım, paylaşılacak dostluklarım var..
Bilmeyene sevmeyi öğretecek kadar büyük bir kalbim,
Gidene beddua edemeyen bir dilim var..
Yüreğimi korkak büyütmedim ben!..
"Kaybettiklerim; dağıttığım servetimdir!..."

Can YÜCEL