30 Eylül 2012 Pazar

otuz eylül

ne sıkıntılı bir sabah,
hava da aynı benim gibi
sığamıyorum hiç bir yere
odama, eve, şehire


29 Eylül 2012 Cumartesi

yirmidokuz eylül

bu gün işten geç çıkmış olsam da  çokça yürüdüm yine Eminönü'de
bunun psikolojik bir açıklaması var mı bilmiyorum
ne vakit çok yalnız hissetsem, kendimi atıyorum kalabalıklara...
esnaf muhabbetini, kalabalığını, yerli yabancı insanlarını  seviyorum
izliyorum, amaçlı amaçsız,
hikayelerinin  ne olabileceğini düşünüyorum
görebilirsem ellerine bakıyorum,
en çok hikayeyi ellerinden ve yüz çizgilerinden çıkartıyorum...
mutlu insan çizgileri en sevdiklerim,
bazen uzun, bazen kısacık hikayeler...
bir gün birini buraya da aktarırım belki



bir an karşıya mı geçsem dedim güvertede şöyle çay keyfiyle püfür püfür
karşımda Topkapı Sarayı
ama vazgeçtim, cesaret edemedim...


ne tesadüftür şu anTeoman'ın sessiz eller'i çalıyor


28 Eylül 2012 Cuma

yirmisekiz eylül ikibinoniki

mıntıka temizliği zamanı!
dün akşamdan beri okudum okudum sildim
içinde adının geçtiği  ne varsa silmeye kıyamadığım, sakladığım her şeyi ,çok yoktu ama fotoğraflarınıda
ne çok ağladım, ağladıkça kısmen akıttım yüreğimi boğazımı sıkan yumruyu
kimse anlamasın sormasın diye tutuyordum kaç gündür içimde
hala titriyor içim, açık denizde ki küçücük bir sandal gibi,
geçecek biliyorum...
tekrar yaşatmasın  yaradan ama ölüm acısını bile atlatıyor insan ağır aksak kalsa da bir yanı..
Üstad Nazım bile "en fazla bir yıl sürer yirminci asırda ölüm acısı" demiyor mu?

27 Eylül 2012 Perşembe

sabır sabır

Dibi yosun tutan denizlerle ilgilenme,
Sen dağları seyret..
Yenik düşüyorsan özlemlerine aldırma,
Kalbindeki o uçsuz bucaksız sevgiyi hisset..
Işıklar sönmüşse ve karanlıksa;
Ona da aldırma, ay ışığını seyret..Sabret..
Sabret ki her şey hissettiğin kadar derin ve sonsuz olsun..
Sabret ki her şey gönlünce olsun...




Rumi



yirmiyedi eylül

Güne mide krapmlarıyla başlamak ne harika..
geçecektir, geçmeli...


26 Eylül 2012 Çarşamba

yirmialtı eylül

içi kan ağlarken mutluluklar dilebilmekmiş sevmek...
ve başka hiç bir şey söyleyemeden
kocaman bir yumruyla kalakalmakmış...
çok saçma ama öyle.
akıl yok, mantık yok!
her şey devre dışı...

bir kere daha bu duyguyla yoklanmış olmak tuhaf,
tekrar sevebilmek kadar hem de...

umudumu kaybetmek istemiyorum,
ucunda ayrılık olmayan sevdalar var mı hala?
ve beni bulur mu?
bunca korku tortusuyla zor gibi....

kim bilir, nasip!

ahh eylül sen böyle yapmazdın...




Akşam, yine akşam, yine akşam

"benim objektifimden 
Ahmet Haşim şiirleri lezzetinde gurup vakti"


zaman, öyle böyle geçiyor

dün gece yine isyan dehlizlerindeydi ruhum
bir o yana, bir bu yana döndüm durdum,
kah ağladım, kah konuştum kendi kendime
saat kaçtı bilmiyorum, hayli bir müddet sonra uyumuşum,

işe verilen kısa molalar, tatiller,
deniz, tuz, ılık bir meltem,
iyi bir kitap
sadece oyalıyor
kafa aynı kafa,
yolunu bulan su gibi
kısa sürede eski düşüncelere gark oluyor..

bütün hücrelerim sızlıyor,
her şey tam gibiyken bakıldığında,
bu kadar yarım hissetmek..
kolsuz kanatsız gibi, yüreksiz gibi...




5 Eylül 2012 Çarşamba

bu gün...

....
sene geçti,
mevsim geçti,
ay geçti...

alışmamak için direniyor bünyem,
lakin alışacak, ben kabullendiğim zaman...

bu gün neden bu kadar zorlandım?
ve neden bu kadar özledim?

3 Eylül 2012 Pazartesi

tesadüfi tercihler..

 "İnsanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense, körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar."


Sabahattin Ali / Kürk Mantolu Madonna