28 Eylül 2011 Çarşamba

Seni bunca özlemesem; bunca sevemezdim ki !



Ayrılık diye bir şey yok, bu bizim yalanımız
Sevmek var aslında,özlemek var,beklemek var.
Şimdi nerdesin,ne yapıyorsun?
Güneş çoktan doğdu.Uyanmış olmalısın.
Saçlarını tararken beni hatırladın değil mi?
Öyleyse ayrılmadık.Sadece özlemliyiz ve bekliyoruz.

Zamanı hatırlatan her şeyden nefret ediyorum.
Önce beklemekten ömür boyunca ya bekliyor, ya bekletiyor insan ikisi de kötü,
İkisi de hazin tarafı yaşantımızın.

Bir çocuğun önce doğmasını bekliyorlar,sonra
yürümesini,konuşmasını,büyümesini...
Zaman ilerliyor, bu defa para kazanmasını,
kanunlara saygı göstermesini,insanları sevmesini,
aldanmasını, aldatmasını bekliyorlar.
Ve sonra ölümü bekleniyor insanoğlunun.

Ya o ? Ya o ? İnsanlardan dostluk bekliyor,
sevgilisinden sadakat,çocuklarından saygı ve bir parça huzur bekliyor,
saadet bekliyor yaşamaktan.
Zaman ilerliyor, bir gün o da ölümü bekliyor artık.
Aradıklarının çoğunu bulamamış,beklediklerinin
çoğu gelmemiş bir insan olarak göçüp gidiyor bu dünyadan.
İşte yaşamak maceramız bu.

Yaşarken beklemek, beklerken yaşamak ve
yaşayıp beklerken ölmek!
Özleme bir diyeceğim yok. O,kömür kırıntıları
arasında parlayan bir cam parçası.
O, nefes alışı sevgimizin, kavuşmalarımızın anlamı.
O, tek güzel yönü bekleyişlerimizin.

İnsanlığımız, özleyişlerimizle alımlı,
Yaşantımız özlemlerle güzel.

Özlemin buruk bir tadı var, hele seni özlemenin.
Bir kokusu var bütün çiçeklere değişmem.
Bir ışığı var, bir rengi var, seni özlemenin anlatılmaz.

Verdiğin bütün acılara dayanıyorsam;
Seni özlediğim içindir.
Beklemenin korkunç zehiri öldürmüyorsa beni;
Seni özlediğim içindir.
Yaşıyorsam; içimde umut varsa, yine seni özlediğim içindir.
Seni bunca özlemesem; bunca sevemezdim ki !


Ü. Yaşar Oğuzcan / Beşinci Mektup


17 Eylül 2011 Cumartesi

tatil de kitap arkası karalamalar III

başlayıp, bitenlere..

Başladığında sevindiğimiz, mutlu olduğumuz, herhangi bir şey bitince neden buruluyor içimiz, neden üzülüyoruz?

halbuki,yenilenmek için yeni başlangıçlar için bitişler lazım...


15 Eylül 2011 Perşembe

tatil de kitap arkası karalamalar II

Bugün tam tamına yedi sene bitti, ayrılalı, garip bir duygu tarifi zor,
oyuk hala kocaman ve zaman giderek büyütüyor,
içimde o şarkı çalıyor hep,"meleğimi özledim" çok özledim hemde
yaşanılan güzel günleri, sabahlara kadar konuşmayı, birlikte uyumayı...

sadece kadın-erkek olarak yaratıldığına inanmıyorum ruh ikizinin,
bir bakışından bütüne yakın düşüncelerini anladığım, anlaşıldığım ruh ikizim..
"yaşamak zor, ölmek kolay, ölmeyi hiç düşünmesen de istemesen de kolay"

belki zaman değişmiyor, belki zaman aynı ve sabittir(ve ya belirleyici sadece)
değişen sadece biziz belki ve düşüncelerimiz...
Simdi sen de zamanda sabitsin. daima 31 yaşındasin ve öyle kalacaksın.. meleğim...
biz burada bu beşeri alemde sayıyoruz, dakikaları, saatleri, günleri, ayları, yılları...



meleğime...


14 Eylül 2011 Çarşamba

tatil de kitap arkası karalamalar I

Okuyorum güya, okuduğumdan bir şey anlamıyorum,
sadece içimdeki sesi duyuyorum, giderek sesini arttırarak,
seni özledim, sesini özledim, diyor...

4 Eylül 2011 Pazar

yine eylül


yine eylül
yine şarap..

.......

biraz melankoni
biraz üzüm buğusu
bir tutam hüzün..

eylülün tadı bir başka ...



fırtına

bazen o kadar zor ki
tepetaklak alabora oluyor her şey
yolunda gibi gözükürken
birden bire içimde patlayan
kısa zamanlı fırtınalar,


bir yandan dümeni bırakmamak lazım
bir yandan dolan suları dışarı atmak
bu çok zor,
yorucu,
yorgunum...

bugün...