28 Şubat 2011 Pazartesi

anadolu ateşi


cuma günü yakın bir dostumun daveti üzerine gitmek durumunda kaldığım gösteri izlenimlerimi

sizinle paylaşmak istiyorum sevgili dostlar,

soyadı Erdoğan olanlardan pek haz etmiyorum malumunuz ama
hadi ön yargılı olma git gör ve sonra karar ver dedim

gösteri iki bölümden oluşuyor, ilk bölümde potbori şeklinde yöresel dansların yeni kıyafet ve yorumları mevcut, çok enteresan ve özel bir şey yok folklor kıyafetlerinin yerine modern kıyafetler dışında.
ikinci bölümde dinsel tema çok kullanılmış dinlerin beşiği, kardeşliği anlatılmaya çalışılmış ama yavan kalmış,
bir bölümde  erkek dansçıların yarısı siyah yarısı beyaz giyinmiş  cenk eder gibi bir durum var o sırada kadın dansçılar başlarında meşhur sembolize üç renkli bantlarla( hassasiyeti olanlar bilir bu renkleri) zılgıt benzeri seslerle hızla gelip geçiyorlar bir kaç kere, ne anlatılmak istenmiş ne vurgulanmış anlayamadım ben açıkçası.

kompleks mi bilemiyorum ama rahatsız hissettim kendimi ve keyif de alamadım bu yüzden!
modern sanatta ne siyaseti ne de din temasını seviyorum. sanat eğer bu  kalıplara sokulmaya çalışılırsa belli bir amaca ve kitleye hizmet etmiş olmaz mı?

stresli ve bol trafikli bir cuma akşamım daha da keyifsiz oldu sayelerinde!

25 Şubat 2011 Cuma

kendime kaçış

hiç bir yere gitmek istemiyorum,

sadece yürümek istiyorum 

yalnız yürümek,

kendimle baş başa yürümek istiyorum...


21 Şubat 2011 Pazartesi

kırlangıçlar


Ellerimi bahçeye dikiyorum, yeşereceğim, biliyorum, biliyorum, biliyorum ve kırlangıçlar mürekkepli parmaklarımın çukurunda yumurtlayacaklar.








Füruğ Ferruhzad

20 Şubat 2011 Pazar

bi'tap


- kim o olric
- kapıcı, efendimiz.
- ne istiyor olric
- çöp var mı diye soruyor efendimiz
- bi'tap bedenimden ala çöp mü olur olric ?
- söyle taşıya biliyorsa beni alsın olric
- olur mu efendimiz
- çileyle yoğrulmuş ömrün ederi bu olamaz efendimiz
- ya ne olric bunca şeyden sonra göğsümüze nişan takacak değiller ya
- ama efendimiz...
- kapat kapıyı olric üşüyorum..

Oğuz Atay - Tutunamayanlar

15 Şubat 2011 Salı

sıkışık anlardan biri!

nedir içimi sıkıp sıkıp bırakan?

nedir gözüme kaçan, gözümü kaçırdığım bu ıslak anlar!

bunu sen anlayamazsın, kimse anlayamaz

nereden mi biliyorum? ben de anlamadım ki


'' Ben karagöz filan değilim. herkes birikmiş bizi seyrediyor. dağılın! kukla oynatmıyoruz burada. acı çekiyoruz. kapı kapı dolaşıp dileniyoruz. son kapıya geldik. insaf sahiplerine sesleniyoruz. ey insaf sahipleri! ben ve olric sizleri sarsmaya geldik. dünya tarihinde eşi görülmemiş bir duygululukla ve kendini beğenmişçesine ve kendini beğenmişçesine sanki bizden önce bir şey söylenmemişçesinegillerden olmaktan korkmadan kapınızı yumrukluyoruz. dilenciler krallığının en küstah soylusu olarak kişiliğimizi burnunuza dayıyoruz. sizi ağlatmaya ve burnunuzdan getirmeye geldik. size dünyanın dörtten fazla bucağı olduğunu göstermeye geldik. bitmez tükenmez sızlanmalarımızla ananızı ağlatmaya niyetliyiz.''

Oğuz Atay/Tutunamayanlar

14 Şubat 2011 Pazartesi

bukalemun misali!


``Hayatta her birimiz bir işi yapmak için, bu işin yararlı, önemli olduğuna inanmak isteriz. Bu nedenle bir insanın

durumu ne olursa olsun, toplumsal hayat hakkında üstleneceği düşünce, yapmakta olduğu işin önemli, yararlı

olduğuna kendisini inandıracak biçimde olacaktır. Örneğin biz, hırsızların, katillerin, casusların, kötü kadınların

mesleklerini beğenmediklerini, bu yüzden utanç duyduklarını sanırız. Oysa iş hiç de öyle değildir. Kaderlerinin,
işledikleri hatanın yönlendirmesiyle herhangi bir duruma düşen kişiler, bu durum ne denli aşağılatıcı olursa olsun,

 yaşam konusunda hemencecik yeni bir görüş ediniverirler. Böylece yeni durumları kendilerine çok yararlı çok

 saygıdeğer görünür. Örneğin ustalıklarıyla övünen hırsızları, ahlaksızlıklarıyla övünen fahişeleri, zalimlikleriyle 

övünen katilleri görünce şaşırırız. Bu şaşkınlığı biz, bu insanların çevrelerinden olmadığımız için duyarız. Oysa bir 

bakıma onlara hak vermemiz gerekir. Gerçekten de, zenginler varlıklarından (yani vurgunlarından), güçlü insanlarda

 güçlerinden (yani zorbalıklarından) gurur duymazlar mı? ``



Diriliş - Tolstoy

10 Şubat 2011 Perşembe

...yalnız benimdir (bu duygular, bu kalp)

...düşüncelerime ve bilgilerime değer veriyor ama duygularımı umursamıyor.

Oysa bana gurur veren tek şey duygularımdır. 

Her şeyin kaynağı, bütün gücü ve kuvveti bütün sevinçleri ve acıları veren kalptir.

Benim bildiklerimi herkes bilir ama bu kalp yalnız benimdir. 




Goethe - Genç Werther`in Acıları

4 Şubat 2011 Cuma

bu gün için doğru laf, yarın belki hükmü kalmaz..

"Ümit en son kötülüktür.Çünkü işkenceyi uzatır."

Nietzsche

3 Şubat 2011 Perşembe

...ama bir kere kırılmıştım!

Dünyada bir tek insana inanmıştım. O kadar inanmıştım ki, bunda aldanmış olmak, bende artık inanmak kudreti bırakmamıştı. Ona kızgın değildim. ona kızmama, darılmama, onun aleyhinde düşünmeme imkân olmadığını hissediyordum. Ama bir kere kırılmıştım. hayatta en güvendiğim insana duyduğum bu kırgınlık, adeta bütün insanlara dağılmıştı; çünkü o benim için bütün insanlığın timsaliydi. Sonra, aradan seneler geçtiği halde, nasıl hâlâ ona bağlı olduğumu gördükçe, ruhumda daha büyük bir infial duyuyordum.

Sabahattin Ali / Kürk Mantolu Madonna