29 Eylül 2010 Çarşamba

tik tak, tik tak

tik tak, tik tak zaman geçiyor dön kendine bir bak!

off zaman ne fena,
yayı boşalmış gibi vızır vızır geçiyor hemde,
ben yetişemiyorum!

okuyamıyorum...

yazamıyorum...

çizemiyorum...

ayarlı robot gibi sadece çalışıyorum, çalışıyorum
yinede yetişemiyorum..




24 Eylül 2010 Cuma

Ayn Rand


-Bizler insanoğlundaki büyüklüğün ne olduğunu da, onu nasıl tanıyabileceğimizi de anlamak için hiçbir çaba göstermiş değiliz. Bir uyurgezerlik havası içinde, büyüklüğün kendini feda etmekle ilişkili olduğu noktasına takılmışız. Salyamız aka aka, kendini feda etmek en büyük sevaptır, deyip duruyoruz. Bir an durup da düşünelim bakalım. Her şeyi feda etmek sevap mıdır? Kişi kendi dürüstlüğünü, namusunu feda edebilir mi? Ya onurunu? Özgürlüğünü? İdealini? İnançlarını? Duygularının dürüstlüğünü? Düşünce özgürlüğünü? Oysa insanoğlunun sahip olduğu en değerli şeyler bunlar değil mi? Bunları elde edebilmek için feda ettiği şeyler, fedakarlık sayılmaz, karlı alışveriş sayılır. Ama bu varlıkları, onun hiçbir neden uğruna asla feda edemeyeceği şeylerdir. O halde tehlikeli ve kötü zırvalıkları tekrarlayıp durmaktan vazgeçelim mi? Kendini feda etme konusunu? Aslında esas feda edemeyeceğimiz ve feda etmememiz gereken şey, o benliğimizdir. İnsanda en çok saygı göstermemiz gereken şey, feda edilmemiş bir benlik olmalıdır.

off eylül

eylül + şarap + dolunay, dokunuyor bana kesin,
tecrübeyle sabitlendi.

bu tehlikeli üçlü sıklıkla bir araya gelmemeli!
sonrası baş ağrısı,
sonrası uykusuzluk,
sonrası bir şeyler işte...

O'na

- Gidelim mi olric?

- Gidelim efedimiz ....

- Nereye olric?

- O'na efendimiz...

- O nerde olric?

- Kalpte efendimiz..

- Gidelim olric...






Tutunamayanlar'a devam


22 Eylül 2010 Çarşamba

gidelim olric...

- yağmur yağıyor olric.. ıslanıyor etraf.. ağlasak kimse anlamaz değil mi?
- anlamaz efendimiz..
- tut ki güneş açtı.. papatyalardan taç yapar mı saçlarımıza?
- bilinmez efendimiz...
- yıldız kaydığında diler mi bizimle olmayı?
- sanmam efendimiz...
- ben de sanmam... gidelim olric...
- gidelim efendimiz....
...
-ve ben olric
düşmeseydim düşlerimin sırtından
zaten inecektim...
...
-daha kaç kez ıskalayacağız hayatı olric?
-oklarımız bitene kadar efendimiz.
...
- bu yol nereye çıkar olric?...
- hiçbir yere efendimiz...
- hiçbir yer neresidir olric?...
- doğru yerdir efendimiz...
- gidelim mi?...
- vardık efendimiz...
...
- sustu mu olric?
- sustu efendimiz...
- biz de susalım mı olric?
- siz bilirsiniz efendimiz...
- bizi susmasına kabul eder mi olric?
- eder efendimiz...
...
- sevelim mi olric?...
- sevmek nedir efendimiz?
- sevmek vazgeçmektir olric..
- vazgeçtiyseniz sevelim efendimiz...


Tutunamayanlar/O.Atay

21 Eylül 2010 Salı

biliyorum....


Biliyorum ; Bana tutku verecek herhangi bir şeye ya da kimseye artık rastlamayacağımı biliyorum !..Birisini sevmeye kalkışmak, önemli bir işe girişmek gibidir, bilirsin..Enerji, kendini veriş, körlük ister ; Hatta başlangıçta bir uçurumun üzerinden sıçramanın gerektiği bir an vardır !.. Düşünmeye kalkarsa atlayamaz insan..! Bundan böyle artık bu gerekli sıçrayışı yapamayacağımı biliyorum..




Jean Paul Sartre

..

kırıntı

17 Eylül 2010 Cuma

tesadüfmüdür?

bu nasıl bir histir ya da tesadüf,
"aşk tesadüfleri severmiş"  iyi de
ben aşkı sevmiyorum ki,

tek başına

Ben tek başına ne yapabilirim
Diye düşündü biri
Ve hiçbir şey yapmamaya karar verdi
Ben tek başına ne yapabilirim
Diye düşündü bir öteki 
...Ve yalnızlığının kuytuluğuna çekildi
Ben tek başına ne yapabilirim
Diye düşündü bir üçüncü
Ve tek başına düşünmeyi sürdürdü
Ben tek başına ne yapabilirim
Diye düşündü yüz binler
Ve tek başınalıklarını sürdürdüler
Ben tek başına ne yapabilirim
Diye düşündü milyonlar
Milyonlarcaydılar
Ve tek başınaydılar
Bu arada birileri
Onlar adına
Karar vermekteydi
Tek başına olduklarını sananlar
Topluca ortadan kaldırıldılar...

 
Ataol Behramoğlu

alıntıdır  cpt. nemo's shight...

13 Eylül 2010 Pazartesi

layık!!




düşündükçe özlü sövgüler savurmak geliyor içimden tatilinden  bile taviz vermeden lafta vatanı kurtaransözde laiklere mi?
yoksa çoğu okuma yazma bile bilmeyen sadece ümmet olabilmiş ve sürü psikolojisinden öte bir şeye vakıf olamayan %60 halk yığınına mı ?


bir arkadaşımında dediği gibi " hak ettiğini yaşıyor " milletin her kesimi...


sana müstahak bunlar!





5 Eylül 2010 Pazar

yine yol göründü

ne oluyor bana yahu,
yolları ve yolculuğu pek bir sever oldum!

kısa şehir dışı gezileri,
sık sık çorlu kumaşçılara gidiş gelişler...
bazen otobüse atlayıp gitsem diyorum geceler  boyu


kısa da olsa İstanbul dışında olmak iyi gelecek gibi,

hiç bir kere hayat bayram olmadı, ya da her nefes alışımız bayramdı..

2 Eylül 2010 Perşembe

bitiş

Ve hemen gidemedim
ve artık gidemedim
ve sonra hiç gidemedim
Kurtuluş'ta, son durakta bir tramvay ölüsü
sanki ben
öylece kalakaldım..

Hepimiz kalakaldık
elimizde tetiği çekilmeyen
namlusu yönsüz bir tabanca gibi...




Edip CANSEVER

seher vakti yollara düşme istegi

tabi ki özledim,

hemde çok özledim

ama böyle olması gerekiyor...

" sabahın köründe gökyüzü beni deli etti, canım yine uzun uzun yürümek istedi.
Ben gökyüzü ve aklımda kalbimde senle upuzun ...."

1 Eylül 2010 Çarşamba

Anladım ki susmak bir cüsse işi


Anladım ki susmak bir cüsse işi. 
Derin denizlerin işi. Sığ suları en hafif rüzgarlar bile coşturabiliyor. 
Derin denizleri ise ancak derin sevdalar. 
Anladım ki, derin ve esrarengiz olan her şey susuyor.
Anladım ki susan her şey derin ve heybetli..


Şems

eylül



Adını arayan rumuz
Eylüllerden yaz yap bana
Bir dönümlük bir dünyada
Şiirim mıntıka temizliği
Cam şişelere koyduğum
Eylüllerden yaz yap bana
Bir dönümlük bir çocukluk
gökkuşağı uçurtma
mayın mantar ütopya
yalancı mücevherler gibi
birbirine benzemeyen şiirler yazdım
okyanusa karşı ağladım sonra
Bak ay karışıyor akşama
Acemi mevsimlerdi
Aşk adı altında yıllarca tek kale top oynadım
Cam üfledi şiirlerimi
Batık gökkuşağı, patlamış mayın
yırtık uçurtma
Eylül gelmeden bavulumda ütopya
Kendime trenlerden ayrılık aldım
bak ay karışıyor alnıma
Adını arayan rumuz
bu mantar sende kalsın
Yırt at bu şiiri okuduktan sonra

Murathan Mungan