28 Ocak 2012 Cumartesi

yorgun kış bunaltıları

hayat ağır, ben ağırım...
birbirimizin yoğunluğundan karışamıyoruz birbirimize
o bir yerden akıp geçiyor
ben bir yerde çürüyüp bitiyorum..

bir bıraksam kendimi

denizin üzerinde serbest bırakırcasına rahat bırakabilsem,
su gibi taşır mı,kaldırır mı, hafifletir mi hayat?

....

aylardan baharı,
günlerden denizi özledim,
bir de seni...

21 Ocak 2012 Cumartesi

..

Vatanda korkulu rü'ya içindeyiz, gerçek!
Fakat bu çok süremez mutlaka şafak sökecek.
Ateş ve kanla siler, bir gün, ordumuz lekeyi,
Bu, insan oğluna şeyn olan, Mütareke'yi...

Yahya Kemal(Yorgun Mayıs Kısrakları)

20 Ocak 2012 Cuma

cuma gelmiş neyime....

‎" İçimde mis kokulu,
kızıl bir gül gibi duruyor zaman.
Ama bugün cumaymış, yarı
n cumartesiymiş,
çoğum gitmiş de azım kalmış, umurumda değil...


______ Nazım Hikmet Ran ____

18 Ocak 2012 Çarşamba

anlam-sız

hiç aklına geliyor muyum?
diye geçtin, zihnimden, kalbimden..
kaç bin feet yükseklikte istanbul'a dönerken..
istanbul demek, biraz da sen demek, belki o yüzden..

anlamı yok bunların, özlem söyletiyor
anlamı yok, mesafelerin, zamanın, düşüncelerin...
bellekten geçtikçe insanı yormaktan başka..


2 Ocak 2012 Pazartesi

düş sadece bu!

sabahtan beri neden ağlamaklıyım,
gülümsetirken içimi burkan rüyamdan dolayı mı?
"o güzel erkek çocuğun kucağımda mavi gözlerini kocaman açarak anne demesi mi?"
tuhaf, çok tuhaf, bu bir biyolojik çağrı mı?
efe'ciğin halam emi, asya'cığın teyzeem  demesi dışında!
çok çocuklarla haşır neşir de değilim üstelik..

"bir de bana çarpıp dönen, sadece özlem "


yanılsama..



Sevdiğimiz zaman, aşk o kadar büyüktür ki bir bütün olarak içimize sığmaz; sevdiğimiz insana doğru yayılır, onda kendisini durduran, başlagıç noktasına geri dönmeye zorlayan bir yüzey bulur; işte karşımızdakinin hisleri dediğimiz şey, kendi sevgimizin çarpıp geri dönüşüdür; bizi gidişten daha fazla etkilemesinin, büyülemesinin sebebiyse, kendimizden çıktığını farketmeyişimizdir...




-Marcel PROUST-