30 Ekim 2012 Salı

depresyon da mıyım?

"içinden geçeni söyle,
kalırsa yazık olur"
diye bir şarkı vardı, kimin di hatırlamıyorum bile!

ne fena içimden hiç bir şey gelmiyor ve geçmiyor...


takip ettiğim bir psikologun sitesinde bulunan depresyon testini yaptım,
eğilim var ama henüz değilmişim, şükür..

nasipten öte..

yaşam bir düştür demiştim hayli zaman önce
evet hala aynı kanıdayım!
fakat bu ara kabus görüyorum düş yerine sadece..
bu da geçecek öyle yorgunum ki..

ve "nasipten öte bir adım yol yokmuş"..

29 Ekim 2012 Pazartesi

28 Ekim 2012 Pazar

bayram

klasikler iyidir,
klasik bayramda öyleymiş
bu bayram hiç yapmadığım kadar ziyaret yaptım, normal rutin yakınlar dışında..
keyifli sohbetler, hatırlı kahveler, ayrı bir lezzetti...

bundan sonra bayramlarda tur şirketlerine bakmamaya karar verdim..

24 Ekim 2012 Çarşamba

yirmi dört ekim

hayat!

bazı şeylerin hatta pek çok şeyin, finali bizim istediğimiz gibi olmayabiliyor,
bu o an için dünyanın sonu gibi gözükse de sonrasında böyle olması gerektiğini anlıyor insan.
her şey geliyor geçiyor,
zaman en hızlısı, bu aralar bundan memnunum, önceleri yetişememekten şikayet ederdim halbuki...
geçen hafta bilmiyorum neden çok zordu, aklıma hayalime gelmeyecek düşünceler zihnimde dolandı durdu,
sanıyorum kısa süreli bir depresyonun dibine vurup, yüzeye çıkmaya başladım, bu günlerde..



inancım dışında hiç güçlü olmadığımı biliyorum, her ne kadar tersi düşünülüyor olsa da...
o da olmasa bu dünyaya bir dakika bile katlanmazdım...



the spill 


19 Ekim 2012 Cuma

bir kapı açıp gitsem..


Bütün kapılar kapadı, dışardayım
birden karşıma çıkmayın korkuyorum
Uykusuzum fena halde, sokaktayım
Karanlık bastırdı mı bozuluyorum

Fena yerimden koptuğum doğru
Kendimden çok fazla yaşamaktayım
Nereye bağlanacak bu işin sonu
Aslında ben kimim meraktayım

Bütün kapılar kapandı, sokaktayım...


Attila İlhan       






on dokuz ekim

ben eskilerden kaçtıkça niye beni bulur bilmem ki

limitlerim ve sabrım deneniyor sanki (!)

15 Ekim 2012 Pazartesi

metrobüs lakırdıları I

bu da türk kadının avunma cümleleri olsa gerek
ecnebi güzel bir kadın gördükten sonra :))
"onlar yaşlanınca nasıl oluyor biliyor musun? kırkından sonra yüzüne bile bakılmaz(!)"
bir sürü lafı sıraladı elli yaşlarındaki teyze, eşiydi sanırım yanındaki,
teyzeciğin evlenme çağında, bir kaç kızı var diye geçti içimden..Bu arada yeni nesil türk kızlarıda oldukça güzel ve bakımlılar gerçi, bir de tek tipliliği bıraksalar daha bir güzel olacaklar. Hep bir modelden kopya gibi dolaşıyorlar...

ama bir hakikat var ki hatunlar kırktan önce güzeller, ne gerek var şimdi bok atmaya dimi))

9 Ekim 2012 Salı

dokuz ekim

hava güzel, ben güzelim,
şimdi işten çıkıp biraz yürümeliyim...

6 Ekim 2012 Cumartesi

altı ekim

İstanbul'un altını üstüne getirdim sanırım bugün,
işten erken çıkıp panaroma 1453 muzesine gittim kaç zamandır aklımdaydı, fena sayılmaz..


sonra uzundur Topkapı Sarayı'na gitmemiştim, daha önceki ziyaretlerimde de harem kısmını görememiştim bugün özellikle harem bölümünü görmeye gittim onbeş ekime kadar ziyaretçiye açıkmış, restorasyon çalışmaları neredeyse bitmek üzere ama bazı bölümler hala kapalı!
kubbeler ve kubbe nakışlarını çok beğendim, genel yaşayışla ilgili pek görsel veri olmaması ilginç geldi açıkçası sadece duvar ve tavan süslemeleriyle yetindim, çokça hayal kırıklığıyla beraber...




hep vapurdan Topkapı'yı izlerdim, bugün Topkapı'dan boğazı izledim elimde kahvemle,
çok kalabalık olmasa bir iki saat oturup kitap okumayı çok istedim, hem ne işi var sarayda bu konyalı lokantasının dedim hemde iyi olmuş dedim içimden ...


tembellik tembelliği, gezmekte gezmeyi getiriyormuş))) 
sonrası Galata kule dibinde aldım soluğu çok kalabalıktı, kuleye çıkmak istemedim..
uzundur göremediğim bir dostumla keyifli bir yemek ve tatlı lezzetinde bir sohbetle noktaladım 
cumartesiyi çok keyif aldım bu günden.
pazar ola hayrola!


5 Ekim 2012 Cuma

beş ekim

bu günün en güzel olayı, kohen'den sketchbooklarımın  gelmesiydi..

ciao nuovo stagione))
tayyip gelmiş, trafik varmış bugün cumaymış, şirkette birleri birilerinin kuyusunu kazmış falan filanmış,


salla gitsin evime giderim açarım cumadan, cumartesi şarabımı..







4 Ekim 2012 Perşembe

dört ekim

sözlerimi geri alamam
yazdığımı baştan yazamam
....

akıyorsa gözyaşım kurumasın
coşup seven gönlümse durmasın
dost bildik anılarım çağırmasın
bir daha geri dönemem

hiç bir kere hayat bayram olmadı ya da
her nefes alışımız bayramdı
bir umuttu yaşatan insanı
.....

yine aşınca çayın suyu boyunu
....
neyiz ve neredeyiz
bilemiyoruz şimdi...

3 Ekim 2012 Çarşamba

üç ekim

dünya dönüyor, zaman geçiyor..
bir hafta geçmiş bile....

2 Ekim 2012 Salı

kök

"insan kök salmamalı ağaç gibi, hiç bir yere,
gitmek istediği anda gidebilmeli..."

demişim hayli zaman önce...

iki ekim..

zaman, neden çakılı gibi geçmek bilmiyorsun,
hep hızından şikayet ederdim,
ama  şimdi ufku kovalayan atlı gibi
dörtnala geçmeni istiyorum...



1 Ekim 2012 Pazartesi

bir ekim

bunaltıcı bir günü daha bitirmenin keyfi var sadece şu anda
hiç bir şey yapmadım, bir iki sıkıcı toplantı harici,
yapılacak o kadar çok şey varken...

yeni izin yapmış olmasam, 
bu hafta istanbul da durmazdım!
en azından yağmur yağsın...





dün



kişisel kaoslara saplanıp kalıp ne çok şey ıskalanıyormuş hayatta..

Sultanahmet'te kahvemi yudumlarken beni rahatsız eden ve bir matkap
gibi zihnimi delen buydu. tuhaf! orada bunları düşünmek kadar orada
olmam da tuhaf doğrusu... Bir yere gitmeyi planlamadan çıkmıştım evden halbuki..