30 Mayıs 2012 Çarşamba

azınlık raporu

azınlıktık artık şu hayatta, mutsuz olmaya mahkum azınlıklar,
bir katre daha fazla çalıştığı için aklımız, 
bir çimdik fazla vicdan ve sevgi barındırdığı için kalplerimiz,
bu kadarı bile yetiyor, mutlu yığından ve daha bir sürü şeyden ayrılmak için...






26 Mayıs 2012 Cumartesi

ya yaparsak!

" adı devrim olan bir arabanın sokaklarda dolaşmasına zaten izin vermezlerdi"


24 Mayıs 2012 Perşembe

why?

"Burada kendimizi mahvetmek, kalplerimizi kırmak, yanlış insanları sevmek ve ölmek için bulunuyoruz."


Ay Çarpması

21 Mayıs 2012 Pazartesi

gidesim var

bir gün diyorum, bir gün
çok uzak vakit de değil üstelik
gideceğim bu şehirden...
yaşam dediğin ne kadar ki?
burada gün be gün mutsuz olmaya ne gerek var ki!
mesela aydın' da bir köy evi geldi aklıma,
deniz kenarı olursa süper olur, 
olmazsa da yürüme mesafesi olsun yeter..
şimdilik bu kadar..
detaylar geliyor aklıma ama onları yalınlaştırmalıyım..


17 Mayıs 2012 Perşembe

assos


ayak ucuyla geçtiğim sevgili assos'a, ya şimdi, ya eylülde gitmeli...

11 Mayıs 2012 Cuma

10 Mayıs 2012 Perşembe

once upon a time

"Dante gibi ortasındayız ömrün..."

9 Mayıs 2012 Çarşamba

başka!

Sadece ben, kalbimi duyuyor ve insanları tanıyorum. Gördüklerimden hiçbiri gibi yaratılmamışım, yaşayanlardan hiçbiri gibi olmadığıma inanmak cüretini gösteriyorum. Öteki insanlardan daha iyi olmasam bile, hiç olmazsa başkayım.. JJ. Rousseau

5 Mayıs 2012 Cumartesi

güzel bir gün....

suç yok, suçlu yok
hayat böyle anladım.
aşk yok, artık yok
zamanla alıştım.

senle ben hep böyle kalacağız
gitgide eriyip yok olacağız
yavaş yavaş
...

bak bak bak
güzel bir gün ölmek için...



3 Mayıs 2012 Perşembe

eş zamanlı hisler..

beni anlama ihtimalinin olmadığını yeni idrak edebilmiş olmak tuhaf geliyor,
ne için bunca zaman?
inat mı?
hırs mı?
sevgi mi, aşk mı?
bu duyguları ayıklayamıyorum
belki hepsi,
belki de hiç biri
zorlamamak gerektiğini de geç de olsa anlamış olmak,
ayrı bir huzur veriyor.






tebdil-i mekan

Eskiler her şeyi deneyimleyerek söylemişler,
tebdili mekanda ferahlık varmış gerçekten...
kısa molalar iyi geliyor, daha tazelenmiş, dinginleşmiş dönüyorum
bilmiyorum ne kadar sürer,
ama üç gün beş gün fark etmez iyi geliyor işte..
bu kaçma bahanem belki de, çaktırmayın ;)

2 Mayıs 2012 Çarşamba

İtalya Günlükleri

I. Gün Roma
Trevi Çeşmesi nam-ı diğer aşk çeşmesi,
Trevi ailesinin duvarına yapıldığı için bu ismi almış, esasında aşkla meşkle hiç alakası yokmuş ama yine de ya tutarsa diye para atmadık mı? attık tabiki de klasik bir Türk olarak(bir aşk için, bir de huzurum daim olsun diye)Sonra Vittorio Emanuele II.için 18 yy'ın sonunda yapılmış olan anıtı gördük görüntüledik tamamı beyaz mermerden yapılmış görsel olarak çok güzel bir anıt yalnız Romalıların sevmemesine de hak vermemek elde değil genel Roma dokusuna çok da uygun değil doğrusu.
Sonrası Vatikan devletine geçtik 5 km2 lik dünyayı yöneten devlettin ihtişamı da ona göreydi doğrusu, bir ibadethaneden çok görsel ve sanatsal şölendi, özellikle Michelangelo'nun Meryemana pietası mükemmel bir eserdi dakikalarca kendimi alamadım doğrusu.
Ve İspanyol Merdivenleri öyle sıradan bir yer ki ama sanırım Akm gibi bir buluşma noktası her daim çok kalabalık bir de lüksün lüksünü insanın gözüne sokan fashion markalarla çevrelenmiş belki o nedenle kalabalıktır.
Roma'nın yani kale içi eski Roma'nın uyumu ve dokusunun hemen hemen hiç bozulmadan korunmuş olması müthiş güzel.Sanki antikacı dükkanını geziyor gibi bir hisle dolaşıyorsunuz.
"insan ister istemez kendi ülkesi ve kültürel miraslarının korunma şekliyle ilgili kıyasa gidiyor bu kıyas aslında üzüyor...


II.Gün Pompei antik kenti Napoli
Üç saat üzeri otobüs yolculuğundan sonra ulaştık Pompei'ye, M.Ö.5000'lere dayanan ama Romalılar tarafından kuruluşu M.Ö. 700 u bulan kent M.S 79 yılında Vezüv'ün önce balçık sonra lavları altında kalıyor.Bu çok kötü bir olay olarak gözükse de kentim günümüze ulaşmasının en büyük etmeni olması da ironik bir durum aslında.1800 yıllar da bulunmuş ve arkeolojik çalışmalar başlamış görülmeye değer bir yer şehir düzeni, o zamanda alt yapı sorununu çözmüş olmaları, her eve hatta köle evlerine kadar su götürebilmeleri mimaride ne kadar ileri olduklarının göstergesi.Pek çok yorum vardır ahlaki ve inaçsal çüküşle alakalı yorumu psiko tarihçilere bırakıyoruz bu konuda.

III. Gün Albano Gölü, Nemi, Castel Gondolfo Göller bölgesine gidildi, manzara doğa tek kelimeyle grande))
1300 lü yıllarda yapılmış olan papanın yazlık sarayı görüldü, sanki bizim akdeniz bölgesindeki yaylaları andırıyor ama daha yeşil ve daha düzenliydi. dağ çilekleriyle meşhur olan bir bölgede
bu çileklerden yapılmış nefis turtaların en küçüğü afiyetle mideye indirildi.
Sonraki istikamet, lüks markaların outletlerinin olduğu bir yere ulaştık ve sanırım en fazla alışverişi yine biz Türkler yapıyoruz. Tüm grup resmen saldırdı mağazalara, sonrası otobüste dakikalarca ne aldın muhabbeti sıkıcı gösteriş çabaları çok az tanıdığın insanlarla )) Sonra Roma'nın akşamı nasıl acaba dedik ve Roma'ya dogru yol aldık bu sefer serbest ara sokaklarına daldık hafif çisenti eşliğinde, sonra ispanyol merdivenlerinde verdik molamızı arkadaşımla, biraz izleyelim bizim gibi turistleri, italyanları, okul çocuklarını, ne yiyip ne içiyorlar, kendi aralarında nasıl davranıyorlar stilleri nasıl diye izledik nişantaşı misali)Günler hızlı ve güzel geçiyor burada...
Sonra grupla toplandık Colloseum'u gördük görüntüledik,della palma gelato di roma'da dondurmalarımızı afiyetle yedik en meşhuru ve iyisi buymuş diyenlerin yalancısıyız Florya'daki roma dondurmacısından tek farkı yüze yakın çeşidi tad olarak farklı gelmedi bana.Piazza Navona meydanında yürüyüş ardı otobüsten panaromik gece roma turu ardı otelimize döndük.

IV. Gün Floransa
Floransa girişinde arno nehri karşılıyor insanı, nehir boyunca kısa bir yürüyüş ardı senyörler meydanındayız, bugün çok kalabalık 25 nisan resmi tatil, özgürlük bayramlarıymış, tesadüf benimde doğum günüm))Medici sülalesinin yönetim binası michelangelo'nun yapmış olduğu david heykelini görüyoruz,şehir dünya tarihi, entelektüel tarih, açısından da çok önemli bir kent, bu kent tarihe Michelangelo, Leonardo da Vinci, Dante, Machiavelli, Galileo'yu yetiştirmiştir. Ayrıca rönesans hareketinin ilk başladığı yer olmasıyla ayrı bir önemi vardır bu küçük şehrin.
Piazza della Signoria (Senyörler Meydanı)Doumo, Santa Maria del Fiore Katedrali,Romanesk yeşil-ve-beyaz mermerli Vaftizhane görülmeye değer...

V.Gün Siena, San giamo,Pisa
Siena da ortaçağ izlerini her yerde görüyorsunuz şirin bir yer doğrusu "Piazza del Campo" meydanını çok beğendim yerlere uzanıp ortaçağ avrupasını kilise baskısını düşündüm, burada acaba kaç kadın yakılmıştır diye geçti durdu zihnimden.San Giamo gerçekten görülmeye değer görsel bir şölen yüksek sayılabilecek bir rakıma sahip şehir, aşağıda toskana vadisini alabildiğine görüyorsunuz, sırasıra asker gibi dizilmiş üzüm bağları, bu manzarayı el yapımı şarap ile izlemek çok keyifli tavsiye ederim)) Bu şehirde sanki elimde zaman ayarlı bir makina varmış ve ben o dönemleri fotoğraflıyormuşum gibi bir hisle dolaştım.. Sonrası yol oldukça sıkıcı geçse de Pisa'ya ulaştık, italya denince akla gelen o eğik kuleye, çok konuşulan şeylerin beni çok çekmemesinden ötürü mü bilmiyorum, gittik gördük modundan öteye geçmedi bende))

VI. Gün Venedik

şehire girmeden feribotta almışım bu notu Decameron Hikayeleri okunacak diye, sipariş listemin başına yazdım hemen.
Venedik harika doğrusu sanki filmlerdeki aktiristler gibi hissediyor insan, St. Marko meydanı gerçekten Napoleon'un dediği gibi bir evin salonu gibi ihtişamlı,San Marco (St. Mark) Bazilikasının kapısının üstünü dördüncü haçlı seferinde İstanbul Sultanahmet at meydanından getirilen dört bronz at heykeli süslüyor(orjinal heykeller içeride kilsenin müzesinde sergileniyor müze girişi ücretlidir)
"yaşam bir düştür" şu an venedikten ayrılırken feribotta aklımdan geçen cümle bu, okumak görmekle bütünleşince daha bir anlam kazanıyor ve sanki yapbozun eksik parçaları tamamlanıyor.
Baktığını anlamak için ve o zihinsel zaman yolculuğunu, doğru noktalara yapabilmek için, daha çook hazırlık yapmak gerektiğini anlıyor insan. Bu seyahatin bana çıkarttığı özetle ve içimde burkularak aktarıyorum; medeniyetler kurulmuş ve kendi dönemlerinde en iyisini güzelini yapmaya çalışmışlar halkı için ve zamanın koşullarına göre bunu da başarmış olduklarını gördük ama bu gördüğümüz yerlerde ki en büyük başarı, sonradan gelen kuşakları gerçekleştirmiş diyebiliriz. Muntazam bir şekilde korumuşlar ve özenle meraklılarına sunuyorlar, 2700, 1500, 1000 yıllık şehirler gördük kiminde antik roma dokusunu, kiminde rönesans ve ortaçağ dokusunu birebir muhafaza etmişler. Florian Cafede oturup san marco meydanına bakarken içimdeki his sanki burada yıllarca yaşıyormuş gibi bildik bir yerdeymişim gibiydi...

Dip Not; Kültür ve turizm bakanının hiç bir diplomatik prosedüre tabi olmadan sade vatandaş olarak oraları dolaşması ve turizm nasıl yapılır öğrenmesi lazım acil tarafından..


VII. Gün Garda Gölü, Verona
Garda gölü çevresindeyiz güzel bir kale karşılıyor öncelikle kale içinde güzel evlerden küçücük bir yerleşim söz konusu, göl çevresi ni alplerin karlı tepeleri daha da bir güzelleştiriyor..
Verona da güzel bir şehir, turun yedinci gününde artık roma, antik roma, ortaçağ ve rönesansı iyiden iyiye ayırd eder olduk...

VIII. Murano, Burano Adaları ve tekrar Venedik
Murano Adasında ufleme cam atölyesine gidildi, tv yerine canlı izlemek müthiş,adamlar ferrari atı benzerini altmış saniyeden kısa bir sürede yapıyorlar.

Burano Adası görsel bir şölen tam kartpostallık bir ada, sadece kanallardaki durgun sudan ötürü ilk etapta ağır gelebilecek bir koku var sonra hissedilmiyor. Rengarenk evler hepsi iki katlı karton evler gibi masalımsı iyiki gitmişiz diyoruz bu arada dantelleriyle ünlü tekstilci olarak dantel müzesini de dolaştık çok naif ve güzel dantel örnekleri tablolar var çıkışa doğru tam müzelik tabirine uyan bir doksanlık teyzecik dantelin nasıl yapıldığını sergiliyordu çok ortak dili konuşamadık kendisiyle soramadım pek çok aklıma gelen soruları ama iyi anlaştık düğümsüz nasıl işlediğini tek tek anlattı, ellerini sevdim bu tatlı teyzeciğin sadece...
Yaklaşık bir saatlik küçük bir motor yolculuğu ardı yine venezyadayız, bu sefer arkadaşımla arka sokaklarında yürüyelim fotoğraflayalım dedik, dokundum duvarlarına, binalarına ama hiç bir yer İstanbul olamaz o lezzeti veremez diye geçti içimden tüm keşmekeşine rağmen..

Genel Notlar:
Kalabalık gruplarla ilgili kötü önyargılarım vardı ki ilk gün bunu haklı çıkarabilecek bir iki durumla eyvah eyvah dedim, neyse ki korktuğum gibi olmadı bir iki sonradan görme sivriyi kontrol edecek sağ duyulu insanlar vardı. Bu aramızda kalsın nerede çok kadın var orada çok problem var ;))
Bu yurt dışı gezilerinde hangi tur şirketi olduğu değil gerçekten rehberin kim olduğu önemli! Biz çok şanslıydık hem italyada okumuş olması hem de halı hazırda dokuz eylülde öğretim görevlisi olmasından ötürü sanat tarihçisiyle tura çıkmış gibiydik. Grup yönetiminde anlatımda ve programlamada sıkılmadan keyifli vakit geçirmemiz de katkısından dolayı çok teşekkür ediyoruz Ersin Ertekin Bey'e

Ve Dönüş;
Bumerang misali dönüp dolaşıp yine aynı yerde alıyorum soluğu,"hayat çok güzel ve çok kısa" bunu çok sık tekrarladım İtalya'da kendimi koşullandırmadan kendiliğinden geçti zihnimden, bu hissi ve düşünceyi sevdim.Pek çok şey gördüm bu gezide, pek çok şey de öğrendim.Dolayısıyla amacına uygun bir gezi oldu. Mutluyum...