24 Haziran 2011 Cuma

delete

"İnsanın belleğinden yakasını kurtarması büyük emek ister, ama bunu başardığında sınırlarının zannettiğinden çok daha geniş olduğunu görürsün. Geçmişine değil, ruhuna git." (s.115)


Paulo Coelho-Elif

uykusuz

haftaya nasıl başlarsan öyle geçiyor sanırım

hafta sonu eve iş götürüp pazar akşamı 02:00 ye kadar çalışınca uykusuz bir haftaya başlamış oldum.

 hafta içi uyuma düşünceli eve gidişlerde türlü sebeplerden ve geç gidişlerdeen ötürü uykusuzluk had safhaya ulaşarak cuma gününe geldik bakalım..

önümüzdeki üç hafta çok yoğun çalışma programı bekliyor sonrası aynı rutin yurt dışı müşteri ziyaretleri

çekimler kastlar, maliyetler fiyatlar vs...

rahat, sakin ama uykusuz bir ben...

...

sonra ramazan ayı, sonra bayram, çok sonra tatil...



23 Haziran 2011 Perşembe

hemen olsun

kendimi yollara vurmak değil de
buradan başka bir yerde kalma, hatta bu şehirden temelli gitme isteğim var.
deniz mutlaka olsun yeşilde bu zeytin bahçesi de olabilir meyve de veya koru orman benzeri de...
tek katlı olsun, geniş verandası olsun,
kof kalabalıktan uzak, dostlara yakın olsun.
bahçesi olsun, güllerim, hanımellerim olsun ve iğdelerim...
bir atölyem olsun bahçe içinde
kah resim yaptığım, kah çamura, kile karıldığım...
bazen bir şeyler karaladığım...

evrenden istiyorum. 
yaşlandığımda değil bir an evvel...
 

20 Haziran 2011 Pazartesi

aynı hâller...

yazma arzusuyla elime alıyorum kalemimi,
işte, trafikte, odamda, balkonda, yatağımda..
bazen tertemiz bir kağıt, bazen defterim,
bazen gazete mecmua köşelerine...
kağıda değdiği anda hep o bilindik melankoli ile
hep sen oluyorsun konusu...
bir telaş atıyorum kalemi, kağıdı bir yere...

bu da geçecek biliyorum...

12 Haziran 2011 Pazar

hükümsüzüm

Suskunluğum ateşleri içmekti,içtim
Yalnızlığım boynuma çöken hükümsüzlüktü, hükümsüzüm
Hafızamdaki bütün harfleri döktüm, alfabesizim...


Rumi

11 Haziran 2011 Cumartesi

tutsak


"hepimiz yaşamlarımızın tutsağı olduk"


hey!

benim yaşam sevincimin ve isteğimin nedenlerinden iken
O nasıl dünyadan geçmiş hallerde olur?
nasıl aklından geçer,
nasıl kelimelerine yansıyacak kadar sıkar yüreğini bu dünya!

hey! özgür bırak kendini
tüm prangaları kendin taktın ayağına unutma!
tek tek çıkaracak olan da sadece sensin,
dünya göçeri iken biz kendimizi sabitliyoruz
sonra sıkılıyor ruhlarımız bu sabitlikten,
ama o kadar çok şeyle bağlamış oluyoruz ki kendimizi,
adına ihtiyaç diyoruz, sorumluluk diyoruz, aile, üzmeyelim
kırmayalım dökmeyelim daha bir sürü şey...

peki lime lime olmuş benin kime faydası olabilir ki kendime yokken
yanı başımda mutsuz birinden ise uzakta çok mutlu birini ben şahsen yeğlerim.
zor olsa da, isyan ettirse de bazen...


yanımda olmasan da, olamayacak olsan da
ben hissediyorum soluk alışverişlerini,
mahrum etme!

4 Haziran 2011 Cumartesi

manzaralarım

insan seslerine martı çığlıkları karışıyor,
martı seslerine insan bağırtıları...

bak az önce ürktü güvercinler,
halbuki ne kadar alışıktırlar,
insanlara, martılara...

izliyor, izliyorum, elimde kahvemle
Eminönü'den manzaraları
en çok insanları
hayır hayır martıları
bazen gözüm güvercinlerine takılıveriyor

sonra kalkıp yürüyorum tüm yollarını ara yollarını
bir kumaşlara dokunuyorum
bir ışıl ışıl taşlara, boncuklara, kurdelelere...
bazen bakakalıyorum hamalların arkasından
onca yükleriyle mercan yokuşunu tırmanışlarına...
burnumda yeni çekilmiş kahve kokusuyla
bir anda Mısır Çarşısı'nda buluyorum kendimi..
sonra Haydarpaşa kadar heybetli olmasa da
Sirkeci Garı'nda tamamlıyorum günümü.


"ayrılıklara çaldığı kadar kavuşmalara da çalıyor mu?
trenlerin sirenleri diye...."