22 Kasım 2024 Cuma

Atlas dünyayı omuzlamayı kendi mi seçti?

 hepimiz kendi dünyalarımızın atlasıyız

habire yüklüyoruz

ağırlaştırıyoruz gün be gün yükümüzü

köle değilsen ve

kölesi değilsen hiç bir şeyin

kimse yükleyemez kendinden gayrı yüklerini..


kişinin kendisi bile kendi isyanından korkar,

lakin özgürlük, 

hep isyanların ardından gelmiştir...

Sahip olduğumuzu düşündüklerimiz

kaybetmekten korktuğumuz her şeyin esiri olduğumuz bu çağ,

büyük kölelik çağı değil mi?



şimdi dinlediğim şarkı da burada dursun



4 Aralık 2023 Pazartesi

Dört Aralık İkibinyirmiüç

 pencere kenarlarının geniş olanlarını severim bir minder atıp orada okumayı çay içmeyi, arada yaşama bakmayı..

bizde duvarları kağıt gibi yapıyorlar halbuki Moskova'da Almaty'de öylemi neredeyse bir metre duvar kalınlıkları evlerin otellerin, okulların..

birde onlar sıcacık ahşapla kaplanmış pencere önü döküm kalorifer petekleri mabadın altında..

böyle bir yerde bir kaç ay kışı geçirebilirim,

hep içeride değil tabi ki dışarının da keyfini çıkarırdım.

kayak yapmayı öğrenirdim mesela

biraz daha Rusçamı geliştirirdim belki daha cesur konuşurdum..


Nereden aklıma geldi şimdi bunlar bilemedim içimden geçti işte..


dün akşam yarışmada bu şarkı hangi dilde söyleniyor diye sordular bilemedi konuk..

Bildim hemen

bu Vfor Vandetta'nın da müziği değil miydi şimdi dinlerken hatırladım...

anımsatıyor ama değil Haggard'dı o..

Sevmeye devam etmek için,

 olmak istemediğim noktada olmak ve kaçınılmaza doğru ilerlemek

hissizleşiyorum albayım

o kadar çok ve uzun sevmek istemiştim halbuki

çok defa kırdığında

en çok 

sevmeye devam etmek için,

iyileştirdim kendimi..

içindeki çocukluğu sevmiştim

özgünlüğünü

beni sevmesini sevmiştim 

biz olma halimizi

perdesiz konuşabilmeyi

bir olma halimizi..

birbirimizin gözündeki yaşları sildiğimiz zamanları

bazen aynı

bazen başka başka şeylere ağladığımız anlarda..


8 Eylül 2017 Cuma

bir istanbul avaresi

Avaresi olmak istiyorum yolların,
ellerim ceplerimde
arşınlamak istiyorum, adım adım
dere tepe demeden İstanbul'u

Güzün nefesinin yüzüme vurmasını istiyorum
nemli ve soğuğa dönmüş haliyle,
bir de sen hariç, her şeyi düşünmek istiyorum.
mesela şu çıplak ağacın burukluğunu,
ya da pür telaş şu son göçmen kuşun
sürüsüne neden geç kaldığını,

avare avare yürümeli
İstanbul'u içime çekerek,
yollar beni çağırıyor duyuyorum.
sana dair hiç bir şey düşünmeden,
derin derin, güze teslim İstanbul'u
soluyarak.

E.G
08.09.2017

24 Eylül 2016 Cumartesi

yirmidört eylül

Bir köy hayatının özlemini duyuyorum efendim...
bahçemden yeme çabalarını,
kuzu, keçi, tavuğumla uğraşmayı...
hayır bunların hiç birini nasıl yapacağımı bilmiyorum efendim,
yalnız toprak öğretir öyle hissediyorum...

insanlardan bıktım desem yeri var efendim
bazen karşıdan bakarken aynılaştığımı görüyorum o zaman
değil köye, dört nala kaçmak istiyorum bu dünyadan!

2 Ocak 2014 Perşembe

ikibinondört

ve bitti hikaye..


29 Kasım 2013 Cuma

yirmidokuz kasım

dipsiz bir kuyu bu düşünceler
bundan kurtulmak istiyorum 
yorucu, yakıcı, acı
*
bu depresif kelimelerden nefret ediyorum, 
saçma sapan bir şeyler lazım neşeli 
söyle deli deli
*
sıkıntısız insan yok çevremde 
dinledikçe keyif alacagım 
bu yaşta böyle oluyormuş
yaş ilerledikçe sıkıntılarda ona paralel ilerliyormuş
öyle ki herkesin sıkıntısını akıttığı bir havuzum mübarek,
anlatayım da bir kurtulayım havasında dinlemeye çok çoğun  kimsenin tahammülü yok!!
*
ve uzun cumalarda hala çalışıyor olmak, keyfimi tavan yapıyor doğrusu.
lacivert gökyüzü, şarap, sigara 
cuma finaline yakışır 
fonda da tangolar olsun...


28 Kasım 2013 Perşembe

yirmisekiz kasım

sabahları, hele sabahın erken saatlerini sevmiyorum
öyle tuhaf vuruyor ki o sızılar sabahlarda
burnumun direğinden, tırnaklarıma, kalbime...

ahh böylesi sabahlar olmasın.

unutulmaz..


26 Kasım 2013 Salı

yirmialtı kasım

NE KADAR SÜRECEK TANRIM
NEREYE KADAR...
BANA BİRAZ NEFES GEREK..

22 Kasım 2013 Cuma

yirmiiki kasım

yazıp yazıp sildim 
pek çok şey vardı aktarayım dediğim aklımda
buraya gelince püf uçuveriyor kelimelerim
bilmiyorum neden? 
belki bilinç altı otokontrol başka bir şey bulamıyorum
ottan boktan yazıp duruyorum
iyi yazdığım söylenemez, beğenilsin diye de yazmıyorum
düşünce teşhirciliği yapma gayretim de yok üstelik
sadece rahatlatıyor bir miktar o kadar..

insanları çok tanımamalı bu iyi değil
haritasını bu kadar kolay çıkartmamalı!
tanıdıkça daha karamsarlaşıyorum, 
hala umudum olsun istiyorum insana dair 
iyimser olmak istiyorum mesela
güvenmek istiyorum çok
ve konuşmak yeni kelimeler öğrenmek istiyorum...
kişiden önce köşeyi egolar dönsün istemiyorum
ben ile başlayan cümleler istemiyorum.
umudum olsun istiyorum hep...

18 Kasım 2013 Pazartesi

onsekiz kasım

"her erkek güçlü ve zeki kadınlardan hoşlanır " dedi bir adem oğlu
nedense hiç inanamadım, sanki başka yerlerden bahsediyor gibiydi...

15 Kasım 2013 Cuma

onbeş kasım

konuşamıyorum, yazamıyorum artık!
bazen büyüyor büyüyor
ruhumu sıkıyor, bedenimi sıkıyor
sığamıyorum hiç bir yere..
mevsimdendir dimi sadece mevsimden...


bu blogu silmek geçiyor çokça içimden


4 Kasım 2013 Pazartesi

ben amerikadaykeeennn

gittik, gördük, geldik evet bayram öncesi azıcık iş çokça gezme ve alışveriş için gittiğim new york'la ilgili bir şeyler yazamadım. italya gibi günlük tutacağım bir tutkum da yoktu ama değişik bir deneyim oldu  benim için  keşmekeşine rağmen bir metropol şehirde yaşadığım için şehir olarak waaooouuuww demedim ama düzenine işleyişine hayran kaldım.yaşlısı, özürlüsü herkesin hayatın içinde oluşu çok dikkat çekici ve güzel, düzenleme tüm halkına göre yapılmış otobüsü metrosu vs bir noktada unutulmuş pardonluk bir şey yok..
bir zaman okuduğum bir cümle aklıma gelmedi değil, "bir ülkenin gelişmişliğini kaldırımlarında saklıdır"
yolları kaldırımları sinyalizasyonu eskide olsa metrosu tam puanlık( bu arada moskova metrosu çok daha güzel)

haritayla dolaşabilmek, kaybolacağım korkusu taşımadan ciddi özgürlükmüş. bundan sora seyahatlerimi mümkün olduğunca kendim planlamak istiyorum..

bu seyahat çok arzu odağımı oluşturmuyordu fakat gidince keyfini sürmek de lazımdı, bizde öyle yaptık))
zaten keyif konusunda oldukça beceri sahibiyim))

tavsiyem manhattan east tarafında ev tutmanız otele göre hem daha makul fiyatlarda kalıyorsunuz, hem oldukça elit bir bölge hemde pek çok yere yürüyerek gidebiliyorsunuz, şansımıza hava oldukça güzeldi ve bolca yürüme fırsatımız oldu))
müzeler sadece burada değil orada da pahalı bir ikisine halk gününde gittik tavsiye etmiyorum çok kalabalık oluyor bakıp geçmek durumunda kalıyorsun çok inceleme fırsatı bulamıyorsun, aklınızda bulunsun.
metropolitan museum ve MoMa'yı şiddetle öneririm.

mademe tussauds ve empaire state binası rockefeller binası çok lazım değil ama görmekten de zarar gelmez.

alışveriş için araç kiralayıp woodbury e gidilmeli hemen hemen tüm lüks markaların, amerika markalarının outletleri mevcut ben bir şey almayacağım diyenin bile dayanacağını sanmıyorum herkesin ilgi alanına göre pek çok şey mevcut, hele tl fiyatlarıyla karşılaştırınca çok cazip gelebiliyor.
tabiki elektronik ürünlerde çok uygun ama bu ürünleri ebay veya amazondan daha makul fiyatlara alıyorsunuz stoktaysa  max. iki günde teslim oluyor. birde şehir içinde her köşebaşı bestbuy diye elektronik marketler mevcut) aklınızda bulunsun.

kısaca seyahat konusunda değişik bir deneyim oldu


sanırım bu seyahatte en utandığım an central parkta sigara yakınca aldığım uyarı anıdır! sakın ha ben yaptım siz yapmayın!



29 Ekim 2013 Salı

acıyı sevmek olur mu?

acıyı sevmek olur mu?
bu şarkının girişindeki arabesk kısmı seviyorum


bol trafikli olmasına karşın
sisten göz gözü görmez bu sabahta
kimse görmedi süzülen yaşlarımı
minnettarım tanrım!!

coşkun bir sabah, nasıl bu kadar kötü başlayabilir?
ve hala kötü devam edebilir?


28 Ekim 2013 Pazartesi




yeni oyuncağımla bir şeyler çizmek pek bi keyifli,
yoksa sıkıcı ekim nasıl biterdi

17 Ekim 2013 Perşembe

onyedi ekim

hortlayan bazı haller canımı sıkıyor
her şey farklı olsaydı!
ama olanlar bu!


babamla başbaşa bir yürüyüşte
henüz ondört onbeş yaşımda "görüştüğünüz kişiler olabilir,
sakın görüştüğünüz kişilerin sevginizi tüketmesine izin vermeyin" demişti,
kulaklarımda sesinin tonu bile,
anlayamamıştım.
bu yaşımda anlamak varmış
tükeniyormuş
ve recharging de olmuyormuş...



ister dünyanın öbür ucuna git,
kafanda, kalbindeki enkazları boşaltmaya çalış olmuyormuş..
ne büyük kazık, unutmak için de elimizde bir şeyler olsaydı...





12 Ekim 2013 Cumartesi

Onbir ekim

Gerçeklerini de görmek varmış nasipte 


7 Ekim 2013 Pazartesi

altı ekim

Bu soğuk hafif yağmurlu ekim gününde 
New York ta yürümekte varmış hemde ne yürümek!
 
Önce metropolitan museum arşınladık birazda central parkta yürüdük kitap okuduk birşeyler karaladık, çokça konuştuk, sonra yürüdük yürüdük...


4 Ekim 2013 Cuma

dört ekim

konuşma isteği duyuyorum
saçma sapan bazen,
usturuplu, usturupsuz
sessizliğe düşmeden,
uzun uzun konuşmak
ve beraberinde yürümek bu havada
hemde bugün...


30 Eylül 2013 Pazartesi

otuz eylül

bu yorgun eylül de bitti!
ne severdim seni, çisentili yarı ılık, yarı soğuk halini..
şimdi, hiç bir şeyi sevemeyecek kadar yordun beni
.....


ekim ola hayrola

27 Eylül 2013 Cuma

21 Eylül 2013 Cumartesi

yirmibir eylül

hayatın ağır geldiği zamanların ortasındayım.
sabahlar olmasın, ben hiç uyanmayayım
kabuslu rüyalara bile razıyım...


18 Eylül 2013 Çarşamba

onsekiz eylül

ruhun şad olsun, üstat Luciano
ruhuma, kulağıma ne iyi geldin..

la donna

2 Eylül 2013 Pazartesi

iki eylül

yorgunluğun had safhada olduğu sıradan bir eylül günü..
ekim böyle gidecek gibi, sıkıcı ve yorgun..

bu aralar
bilmiyorum belki yorgunluktan, uykusuzluktan, belki de başka bir sebepten
duyduğum sesleri hiç duymamışım gibi daha önce.
harfleri, heceleri, şarkıları şiirleri 
yüzleri, görüntüleri algılamakta güçlük çekiyorum...
sanki gözümü, kulağımı, zihnimi, teğet geçiyorlar...

13.09.2017


27 Ağustos 2013 Salı

ah denizlerden uzaktayım


Ah aydınlıklardan uzaktayım

Kafamda o dağılmayan sükûn.
Ölmedim lâkin, yaşamaktayım
Dinle bak: vurmada nabzı ruhun.

......



O.Veli Kanık

24 Ağustos 2013 Cumartesi

yirmidört ağustos



leylekler göç eylerken..


14 Ağustos 2013 Çarşamba

Sonsuz paradoks

Adil olmak, hakkaniyetli olmak
Ucunda kayıpta olsa doğrunun yanında olabilmek,
İlkelerim var diye söylemlerde bulunmak yerine, ilkeli olduğunu göstere bilmek!!!
bunlar erdemli bir bireyin barındırması gereken unsurlar değil mi?
Kur'an da böyle demiyor mu, istemiyor mu pek çok sure de?


insanların gözünün içine baka baka yalan söyleyebilme pişkinliğinde olup, günde beş kere o alını utanmadan secdeye götürebilmek. Ben anlamıyorum bu insanlarla inandığımız Allah farklı olmalı!
bu insanlardan kendimi izole edebileceğim bir yer istiyorum!!!


6 Ağustos 2013 Salı

altı ağustos

her şey zihnin yarattığı sınırda var ya da yok oluyor.
hatırlamak istesen, hatırlıyorsun.
unutmak istersen de unutuyor,
acı çekmek istersen de acı çekiyorsun..
hem de ortada fiziki hiç bir şey yokken, fiziki bir acı bile yaratabiliyorsun!
içinde yaşattığın, beslediğin düşünce kamçılarıyla yapıyorsun bunu!


kendi kaderini kendin yazıyorsun aslında, kendinden bi haber
vicdan rahatlatmak içinse bunu tanrıyla bağlıyorsun...

İlahi kudret sadece izliyor yukarıdan,
ne yapıyor, yapacak diye...
oysa ki!


Again, this movie

Yapmak istediğin şeyin yapmaya değeceğine kesin emin misin? Önce dikkatli düşün sonra hareket et. (Karol)
Karol: Herkes acı çeker.
Mikolaj: Evet, ama ben daha azını 
istiyorum.
Üç renk beyaz
Kieslowski

1 Ağustos 2013 Perşembe

bir ağustos

ve dönüşüm devam ediyor
bu sene aldığım kararların hepsinin yerinde olması ayrı bir iç huzur..

geçen, harcanan zaman için üzgünüm ama yapabilecek bir şey yok..
miras bırakılan korkulara, reddi miras davası açtım!
her yeni kişiyi kendi durumuna göre değerlendirmek en güzeli
aksi büyük haksızlık, tanımadan burnundan getirmek!

iki bin on üç, hala vazifen bitmedi,
tamamlayacağın ufak tefek bir kaç şey kaldı,
sen biliyorsun!

26 Temmuz 2013 Cuma

uykuya çağrı vol.2

şöyle iki saat kesintisiz uyusam dinleneceğim zannımca
ama uyuyamıyorum...
yoğun, yorgun, uykusuz
böyle geçiyor, cumalarım, cumartesilerim,
pazarlarım...
haziranım temmuzum...

19 Temmuz 2013 Cuma

Uykuya çağrı vol.1

Uyku kaçtın benden yine!
nerelerdesin acaba?
kendini al ve hemen gel!
Pasiflorayla falan uğtaştırma beni lütfen!


11 Temmuz 2013 Perşembe

onbir temmuz

bir yol olsaydı..
bir yolu olsaydı..

4 Temmuz 2013 Perşembe

dört temmuz

insanlar çeşit çeşit;
böylesi çeşitler olduğunu bilmekle beraber hepsini bir günde görmeyi  nasıl bir şans olarak tanımlamalı?

ulaşamayıp mundar diyeni,
dedikodu, iftira edeni
aklı sadece tek noktaya çalışanı
zarfcısı, hazımsızı, yalancısı ne ararsan perşembe de!

elemtere fiş...

3 Temmuz 2013 Çarşamba

üç temmuz

yalvarırım okuma bu blogu!
çarşamba, perşembe, cuma, cumartesi
pazar, pazartesi ve hatta salı günleri...

1 Temmuz 2013 Pazartesi

bir temmuz

dip kapı temizlik, taşınma telaşının had safhada olduğu şu günlerde
o kadar eşyayı nasıl biriktirdiğime hayret ettim doğrusu,
küçücük notları, ekstreleri dekontları, karaladığım, yazdığım bir sürü kağıdı
kestiğim küpürleri, beğenip sakladığım logolu resimli bir dünya şeyi o küçücük odaya nasıl istiflemişim
kitapları, mecmuaları, kolile kolile bitmiyor..
sonra kılık kıyafetler ne çokmuş, oysaki hep yetersiz gelirdi.
elime o kısıtlı görüşmelerimizde giyindiklerim de geldi
neden hatırlıyorum bunları diye ne çok kızdım kendime
ayırdım hepsini gelmesinler elime artık!
bana buruk anılar bırakan bu eşyalar, başkalarınca mutlu anılarında kullanılımasını diledim.
dolabımda genişçe bir yer ayrıldı yeni bedenime göre, yepyeni kıyafetlere...


tebdili mekan da ferahlık vardır demişler,
sıkıntılar az çok yaşadım ama çokça mutlu güzel günler geçirdim bu evimizde,
yenisinde çok daha güzellerini yaşamayı diliyorum,
sağlıkla, huzurla, mutlulukla...


28 Haziran 2013 Cuma

yirmisekiz haziran



bunlarla beraber yüzmek istiyorum
temiz bir deniz istiyorum
tatil istiyorum
şimdilik bu kadar
bitti...

11 Haziran 2013 Salı

onbir haziran

bugün nasıl bir gün böyle?

nasıl geçecek, gün, hafta, seneler?

öyle gardım düşük
öyle acıyor ki..


7 Haziran 2013 Cuma

yedi haziran

ne rüzgar aşındırır
ne yağmur ne  de sel
zamandan başka!
silerken bütün geçmiş izleri
başka başka kertikler atar durur...

3 Haziran 2013 Pazartesi

Üç haziran

"Ölürsem gözlerim açık gider/gitmez" denir ya..
Perşembe günü ölsem açık giderdi de şimdi mutlu mesut ve sımsıkı kapalı gider...

2 Haziran 2013 Pazar

bu günler, ne güzel günler...

bu yıl başka bir yıl olacak!
değişimi ilk kendimde yakaladım, gördüm
şimdi her ne kadar çapulcu denilse de milletimde gördüm
içimizden ruhumuzdan kitaplarımızdan silmeye çalıştıkça daha da güçlenen
bir şeyler olduğunu
kafalarını ağ bağlayanlar harici kimsenin kimseyle bir sorunu olmadığını gördüm
ve gururlandım,
ve ağladım çokça gurumdan,
birazda sinirimden
güç erklerinin taht ve taçlarının salllandığını hissettiklerinde
ne kadar asabi, saldırgan, korkak olduklarını gördüm...
ne kadar acınası haldeydi halbuki,
normal bir ayna baksa kendi de görecekti

ne derse desin ne yaparsa yapsın artık beş gün öncesi gibi olmayacak!

31 Mayıs 2013 Cuma

mayıs sonu



aklı hep yollarda olup hiç bir yere gidemeyenlerdenim bu aralar..
şu trafikteki araç gibi sıkıştım kendime, evime, işime ve istanbul'a..



30 Mayıs 2013 Perşembe

o hisler

kısa hedefler amaçlar arasında geçiştiriyorsun
düşünceleri, hisleri
işler yapılmış, planlananlar planlandığı gibi gerçekleşmiş
siparişler alınmış vs...
sonra kısa bir oh deyip, arkana yaslandığın sırasında
davetsizce beliriveren  o hisler 
gelince çörekleniveren, tüm enerjimi alıp götüren o hisler..
yüreğine oturup kalan
gözlerime dolup boşalan ama bir türlü bitmek bilmeyen  o hisler...

E.G 25.08.2017

17 Mayıs 2013 Cuma

onyedi mayıs

uzun içli bir veda maili hazırladım önce, sonra  saçma geldi sildim,
kalktım sigara içtim üst üste bırakmışken hemde her yeri didik didik ettim,
bulamayınca babamdan aşırdım..
vazgeçtim  dedim durdum oyunda kaybeden çocuk gibi
ve tek bir şey diledim tanrımdan dün gece,
unutmayı...


13 Mayıs 2013 Pazartesi

onüç mayıs

birinin önünden ekmeğini almak gasp,
eşyalarını izinsiz almak hırsızlık oluyor da
sevmediği halde, kendine aşık etmek neyin nesi?
alınan eşyalar yerine konur, bir iki öğün aç da kalınır da..
duygular tarumar nasıl yaşanır?





12 Mayıs 2013 Pazar

oniki mayıs

geziyorum, dolaşıyorum,
yürüyorum uzun uzun,
nefes alamıyorum
derin derin soluyorum yetmiyor oksijen
koca bir yumru sıkıyor sıkıyor
iyot kokusu bile açamıyor göğsümdeki yumruyu..
kırıcıyım, çekilmezim bu ara
kaçıyorum herkesten
bir tek kendimden kaçamıyorum
bir de...


10 Mayıs 2013 Cuma

on mayıs

cuma günleri işten çıkamama durumları
haftasonunun bütün enerjisini sömürüyor
birde  şarkılar bana iyi gelmiyor  neden neden??????

7 Mayıs 2013 Salı

yedi mayıs

şu göğsümü yarıp
kalbimi lime lime doğrasalar
hiç kanım akmayacak sanki...



rüzgâr 
uzak karanlıklara sürmüş yıldızları 
mor kıvılcımlar geçiyor 
dağınık yalnızlığımdan 
onu çok arıyorum onu çok arıyorum 
heryerinde vücudumun 
ağır yanık sızıları 
bir yerlere yıldırım düşüyorum 
ayrılığımızı hissettiğim an 
demirler eriyor hırsımdan..


Attila İlhan


3 Mayıs 2013 Cuma

üç mayıs

zoraki hazırladığım ikibinonüç wish listten
bir şeyi daha tamamlamış olmak da ayrı bir huzur verebiliyormuş..
mutluyum....

çok çalışmam lazım çoookkk!!!!





30 Nisan 2013 Salı

otuz nisan


.....


ne vakit maçka'dan geçsem
limanda hep gemiler olurdu
ağaçlar kuş gibi gülerdi
bir rüzgâr aklımı alırdı
sessizce bir cıgara yakardın
parmaklarımın ucunu yakardın
kirpiklerini eğerdin bakardın
üşürdüm içim ürperirdi
felâketim olurdu ağlardım


akşamlar bir roman gibi biterdi
jezabel kan içinde yatardı
limandan bir gemi giderdi
sen kalkıp ona giderdin
benzin mum gibi giderdin
sabaha kadar kalırdın
hayırsızın biriydi fikrimce
güldü mü cenazeye benzerdi
hele seni kollarına aldı mı
felâketim olurdu ağlardım


üçüncü sahsın şiiri



fena halde Attila İlhan bu ara... 
dönüp dolaşıp dizelerine sarıldığım...

26 Nisan 2013 Cuma

doğum günü gülleri))


geçen sene floransa'da
bu yıl istanbul'da dostlarla..
var ise vade, seneye kim bilir, nerede?
"çok teşekkür ederim"

herkes aynı hayatta!


pek beğendim bu parçayı

ne kadar çok bilirsen o kadar bela başa,.
sen bilirsin aslında aklımda geçenleri
zaman her şeyi çözer şu beklemek olmasa..
gözlerimi açsam da sen çıksan karşıma
gel beni azat et kayboldum karanlıkta...


23 Nisan 2013 Salı

kaktüslü gün




kaktüsüm  de çiçek açtığına göre
bahar gelmiştir değil mi?

yirmiüç nisan ikibinonüç


bu tatil günün de çalışanlardanım
ve biraz şansız olanlardan...
iş ev arasında geçen günlerde
canım fena ılık bir nisan çekti 
bir de dolu dolu İstanbul...
püfür püfür bir güvertede fena olmazdı hani
karşıma Topkapı Sarayı'nı alarak...


22 Nisan 2013 Pazartesi

istekler

büyük yolların insanı olabilmek isterdim.
dur durak bilmeden,
handa hancılık da gözü olmadan,
hep yolcu olarak,
zamana karşı zamanla yarışarak,
seksen günde değil, sürekli
devri alemlerde olmayı isterdim..



16 Nisan 2013 Salı

gel me!

ben nasıl derim artık,
özledim diye kendime bile.

gelme rüyalarıma da gelme!

13 Nisan 2013 Cumartesi

onüç nisan

sakin bir akşamın en güzel dostu

12 Nisan 2013 Cuma

eksik fazla ne fark eder ki

herkes fazlasıyla sevmiş,
ben eksikleriyle de sevdim oysa...

Ö.Asaf

rahatsız, rahat...

günlerde boş geçen bir şeyler vardı, insanı rahatsız eden.
belki haddinden fazla rahatlıktı bunu hissettiren... 

3 Nisan 2013 Çarşamba

üç nisan ikibinonüç

bunu düşünerek planlı yaptığını sanmıyorum,
yoksa benim acılarımdan keyif aldığını düşüneceğim!
benim kabuklarım iyileşecek!
iz miz kalmayacak!
ne demeye habire tırnaklıyor...

1 Nisan 2013 Pazartesi

otuzbir mart

bugün mart güneşi utanmadan beni yaktı
geç kalmışlığın özürü gibi...
bende hiç üşenmedim daldırdım ayağımı denizine toprağına...

27 Mart 2013 Çarşamba

yirmiyedi mart

bu gün İstanbul gibi yer yer sağnaklardayım..
çokça buruk ve kasvetli...



"... Bana biraz bahar gerekiyor!
 Çok üşüdüm...."            M.Gorki



26 Mart 2013 Salı

böyle bir akşam...

Karanlığın insanı delirten bir ihtişamı vardır
Yıldızlar aydınlık fikirler gibi havada salkım salkım
Bu gece dağ başı kadar yalnızım

Çiçekler damlıyor gecenin parmaklarından
Dudaklarımda eski bir mektep türküsü
Karanlıkta sana doğru uzanmış ellerim
Gözlerim gözlerini arıyor durmadan
Nerdesin?


Attila İlhan





yirmialtı mart





kaynağını hatırlamıyorum alıntıdır..


19 Mart 2013 Salı


       "Eskiden de, şimdi de, mutluluğun erkeklerle yaşanacak ilişkilerden geleceğini sanan kadınlar vardı çevremde. Böyle iyi eğitimli, meslek sahibi entelektüel kadınlar da tanıyorum; halktan yoksul kadınlar da... Yaşanacak bir aşktan, erkeklerden ne çok şey bekliyorlar. Hayatımızı paylaştığımız erkekleri de kendimizle beraber olmayacak bir mutluluk arayışı azabından kurtarabilmemiz için güçlü bir eser yaratmamız gerekir, erkeklerden çok kadınlar için düşünü kurduğum bir şey bu benim. Kendine ait bir oda yetmez, o odanın içinde sarsıcı bir şey yaratmak gerekir. Tabii ki, kadınlar yaratıcı damarlarını yakalayıp sanatçı olsunlar isterim ama yaratıcı zekalarını kullanıp bilim, politika vb. farklı alanlarda da kendilerine ait sözleri olsun yeter ki. O zaman ümitsizce, bir erkeğe kendini sevdirmeye çalışan, mutluluğun  erkek eliyle, erkek sesiyle geldiğini düşünen biri olmaktan kurtulurlar. Aşk tabii ki sevinç verici bir şey, insan için büyük bir imkan, hayatı değiştirmek için bir yol açabilir. Ama kadınlar, binlerce yıldır içlerinde sıkışan şeyi anlamlı ve güzel bir biçimde ifade etmenin yolunu bulurlarsa herhalde hep aşk arayan, gizlice gözyaşı döken, tutkuyla birinin yolunu gözleyen, o geldiğinde de, sürekli kendisine seni seviyorum demesini bekleyen bir canlı olmaktan çıkacak, özgürleşecekler"


Latife Tekin

6 Mart 2013 Çarşamba

½

Bazı yarımlar tamamlanmaz, ömür boyu..
Eksiklerle alışır insan yaşamaya..
Ama bazen unuttuğunu sanıp kahrolursun,
Hatırladıkça daha bir kahrolarak,
ömürü doldurursun...

27 Şubat 2013 Çarşamba

bırakı..

ve bu yorgun
bu hüzünlü yüreği,
benim değilmiş gibi
hiç kimse görmeden
şöyle bir yol kenarına
bıraksam..

E.Cansever

22 Şubat 2013 Cuma

yorgunum

korkunç kabus dolu bir gecenin sabahı,
geceden pek de farksız olmuyormuş,
yorgunum...

13 Şubat 2013 Çarşamba

Cemal amca neden böyle şeyler söylemiş ki!

"dokunulmasa da görülmese de;
kalpte yer verilir bazısına, nedensiz..."

sükûn..

ne övünçlüyüm bugün
ne de pişman..
ne alabildiğine memnunum hayattan,
ne de şikayetçi..
ruhum öylesi başıboş
öylesi sükûn..

2 Şubat 2013 Cumartesi

gurup



"ofisin penceresinden na'hoş mimariye rağmen, hoştan öte bir gurup "

25 Ocak 2013 Cuma

böyle bir sabah bu sabah..

öyle çok özledim ki seni
öyle böyle değil!

kırmızı ışıkta cam silen çocuğun sırsıllığında..
durdan anlamaz aldan anlamaz bir özlemle...

15 Ocak 2013 Salı

dikkat acemi şoför!


araç kullanmak pek zor değil ancak anlayamadığım hangi akıl yasında bilmiyorum bazı sürücüler,
mesela, en sağdan giderken malumunuz oldukça acemi bir sürücü olarak ne demeye tampona değecek mesafede selektör yapıldığını anlayamıyorum hemde hızım 80- 100 arasıyken ben daha hızlı gidebilsem zaten orta ve sol şeridi kullanacağım sevgili öküz kardeşim sen hızlı gitmek istiyorsan iki tane teyyare pisti kadar şeridin var, geç onu kullan!!
zaten sevdiğim bir şey değil araç kullanmak tamamen zorunluluk.



11 Ocak 2013 Cuma

garip bir his

bazen bir şey oluyor
kalbimi bir şey yoklayıp geçiyor.
garip bir his!
özlem gibi, keder gibi
bazen gülerken, konuşurken oradan buradan alakasız konulardan,
arkadaşlarla, eş dostla.
bazen sabahın karanlığında işe giderken
araç kullanırken mesela,
aklımda da yokken üstelik,
kalbimi yoklayıp
gözlerime dolan bir his...

10 Ocak 2013 Perşembe

al layığınca yaşa!

akşam radyo da duyduğum habere hala sinirleniyorum...
müthiş deha büyükşehir belediye başkanı bana göre muhtar bile olmaz
metrobüs için günlük ortalama dörtyüzbin yolcu hesaplamışlar ama talep sekizyüzbinmiş
ve yetersizmiş, raylı sistem düşünüyorlarmış!!!
böyle mesnetsiz bir açıklamayı da ancak senin gibi biri yapabilirdi..
bu şehirin nufusu kaç ve ne önemli sorunu ne?
layığımızca yönetiliyoruz niye sinirleniyorsam..


on ocak

heyhat, gün akşam oldu,

ve benim başım ağrıyor,

göz çukurundan kafamın arkasına kadar upuzun ağrıyor hemde..







4 Ocak 2013 Cuma

dört ocak

yıllarca aradım  kendi kendimi
hiçbir türlü bulamadım ben beni
hayal mıyım ürüya mı bilinmez
hiçbir türlü bulamadım ben beni

.....


leyla mıyım, mecnun muyum, çöl müyüm?

A.Veysel


a

1 Ocak 2013 Salı

bir ocak

mevcudiyetim şu an iş yerinde masamda gözükse de ben aslında yokum(!)


uyku biraz uyku tek isteğim bu..

30 Aralık 2012 Pazar

otuz aralık

ikibinoniki nasıl geçti bıdıbıdısının had safhada olduğu şu günlerde
benim için nasıl geçti diye içimden geçmedi değil(!)
bir iki yeni ülke ve kısa bir tatil dışında kendime çok vakit ayıramadığım bir yıl oldu,
iş hayatımın neredeyse tamamını kapsamış durumda,
bu durumun dışına çıkmaya çalıştıkça, yeni görevlerle tersi oluyor...
Sanıyorum ikibinonüç de yine aynı hatta daha fazlası beni bekliyor.
bu arada yönetici olmak çok zormuş bunu anladım, hele ki uzun zaman çalıştığın şirkette daha zormuş...
üç beş kişinin amirliğini yaparken seksen-yüz kişinin idaresi,
kurumsallaşmayı henüz tamamlayamamış bir bir şirkette daha güç..
üstesinden elbetteki gelebilirim ama çalışmadığım bir konu, bu nedenle çok okumalı çok çalışmalı...
hayatı çok askıya almadan yapabilirsem ne ala..
yeni yıldan bir beklentim yok,
huzurumu, ağzımın tadını bozmasın yeter...







22 Aralık 2012 Cumartesi

telefonun pili donmadan az önce..

yirmiiki aralık

"Başım sükutu öğüten, uçsuz bucaksız bir değirmen; İçim muradına ermiş abasız, postsuz bir derviş..." demiş.

A.H.Tanpınar



19 Aralık 2012 Çarşamba

buz buzz

bunca zamandir gelir giderim bu memleketlere.
hatta sibirya'ya  gittimdi vakti zamaninda..
bu kadar sogukla karsilasmadim.
otelde t-shirtle disarida kat kat lahana banamisin demiyor...
istanbul'u ozledim...

3/5gun daha sabir!


15 Aralık 2012 Cumartesi

onbeş aralık

yine aralığın ortası, saymadım ama unutmadım da
ve  ben yine binlerce kilometre uzaktayım,
eksi on beş derece civarında
yakınlığın uzaklığın bir önemi olmadığı gibi,
soğuğunda yok!
bunları neden söylüyorum ki bir sürü laf salatası,
es geçemedim yine,
sevildiğince upuzun ömrün olsun...

13 Aralık 2012 Perşembe

beni biraz da böyle hatırla

hatırla
kaybettiğin her şey gibi
bir yabancı, bir korkak belki
böyle hatırla
sarılıp kendie sıkıca
"bu hayat benim değil" de
beni biraz da böyle hatırla..


toplasan iki kişi edermiyiz hala?
beni biraz böyle hatırla....









12 Aralık 2012 Çarşamba

12.12.2012

bu güzel sıralanmış, şık tarihte bloga not düşmek istedim,
yoksa yazacak, diyecek pek bir sözüm yok

8 Aralık 2012 Cumartesi

kış gezintisi

Odessa da bir pasajda 
yalnız değil, kendi başına..



30 Kasım 2012 Cuma

ve kasım sonu

sürprizlerle doluydu doğrusu yirmisinden sonrası,
bu kasımda böyle bitti
aralıktan tek dileğim kolleksiyonumun iyi satması..


17 Kasım 2012 Cumartesi

onyedi kasım

rakı şişesinde balık olunup,
uzaklara gidilir mi usta?

cebimde Orhan Veli şiirleri
beni kaç yıl daha yaşatır,
bu dünya sürgününde,
söylesene be usta?








14 Kasım 2012 Çarşamba

büyük kazık!

"hatırlamak için  bir hafızamız varken,
unutmak için elimizde hiç bir şeyin olmaması, hayatın bize attığı en büyük kazıktır."


M. Mungan






10 Kasım 2012 Cumartesi

ağır duygu kayıbı..


silahını çekti
ve delik deşik etti
bütün duygularımı,
etrafa saçıldı tüm duygular,
paramparça..


8 Kasım 2012 Perşembe

sekiz kasım

Artık yeşerecek bir dalım yok
Yağmurlar yağsa da hoş yağmasa da
Üç günlük ömrümü bir günde yitirdim
Yarınlar gelse de hoş gelmese de

Paydos mutluluğa paydos artık
Kaderim gülse de hoş gülmese de

 sabahlar olmasın diyorum da oluyor işte!
ve sabahın altı buçuğunda işe gelirken, zihnimde bu şarkı çalınıyor,
çalınsa da hoş çalınmasa da...

paydos











7 Kasım 2012 Çarşamba

yedi ekim veya kasım

kasım kasveti mi bilmem, yaşam kasveti mi ?
hayatın ne kadar boktan olduğunu her geçen gün daha derin hissetmek, kasım'da..
gününün dolmasını bekleyen mahkum gibi beklemek, beklemek...


3 Kasım 2012 Cumartesi

üç kasım

"bilmiyorum aklın da mıyım,
bir ihtimal olur ya..."

her yerden silmiş olabilirim,
ama hala canlısın aklımda ve kalbimde
bazen bir mekanda,
bazen fil hafızamda kalan küçük bir detayla yoğunlaşa biliyorsun..
mesela çok uzundur  görüşmediğim bir arkadaşımla,
yürürken pera'dan tünel'e doğru
üyeliğinin bulunduğu derneğin önünden geçtim tesadüf
tabela falan yoktu ama onu da kapı merakımdan,
bakınırken alınlığın üzerinde duvara yerleştirilmiş sembolden anladım, lazımmış gibi.
aynı  şeyi cnr'a fuara gittiğimde de hissetmiştim..
böylesi, yorucu, gereksiz, saçma sapan bir hafıza!

unutmak istiyorum, her şeyi, bütün okuduklarımı, bildiklerimi,
bildiğimi zannettiklerimi.
ve yaşadıklarımı
ve yaşadığımı zannettiklerimi..

2 Kasım 2012 Cuma

skyfall

filmine gider miyim? bilemiyorum
çok  konuşulan, çok gündemde olana karşı
özel bir çaba sarf etmeden oluşan bir durum bu,
bu bazen bir film, bazen bir kitap,
bazense bir giyim unsuru olabiliyor,
ama bu filmin  soundtrackını edineceğim kesin, çok beğendim özellikle bu parçayı

iki kasım

mevsim yine kasıma döndü
çok severim kendilerini,
yağmurlarını, gazellerini,
şarkılarını...



tual 


30 Ekim 2012 Salı

depresyon da mıyım?

"içinden geçeni söyle,
kalırsa yazık olur"
diye bir şarkı vardı, kimin di hatırlamıyorum bile!

ne fena içimden hiç bir şey gelmiyor ve geçmiyor...


takip ettiğim bir psikologun sitesinde bulunan depresyon testini yaptım,
eğilim var ama henüz değilmişim, şükür..

nasipten öte..

yaşam bir düştür demiştim hayli zaman önce
evet hala aynı kanıdayım!
fakat bu ara kabus görüyorum düş yerine sadece..
bu da geçecek öyle yorgunum ki..

ve "nasipten öte bir adım yol yokmuş"..

29 Ekim 2012 Pazartesi

28 Ekim 2012 Pazar

bayram

klasikler iyidir,
klasik bayramda öyleymiş
bu bayram hiç yapmadığım kadar ziyaret yaptım, normal rutin yakınlar dışında..
keyifli sohbetler, hatırlı kahveler, ayrı bir lezzetti...

bundan sonra bayramlarda tur şirketlerine bakmamaya karar verdim..