27 Ağustos 2010 Cuma

küs

ne çok ağlattın,
ne az güldürdün
alacağın olsun dünya...

19 Ağustos 2010 Perşembe

Bir gün kaldığın yerden başlayacaksın
Biri seni bulacak
Önce korkacaksın eski acılara yakalanmaktan
Biraz ürkeceksin.!
Ne kadar dirensen de nafile.
...İnsansın sonuçta, seveceksin
Eski acılara bakıp da küsme sevdalara
Gâvura kızıp da oruç bozulmaz.!
Sök at kafandan acaba'ları.!
BİR KEMİK AYNI YERDEN İKİ DEFA KIRILMAZ..."

Can Yücel

günlük

"bir sızı var yok edemediğim sol yanımda
kayıtsız kalmaya çalıştığımda şiddetini arttıran "


daha önceleri izleri kalsa da bir miktar geçmişti, bu ne zaman geçecek?



demeyecektim, yazmayacaktım böyle melankolik şeyler ama rahatlamak için yok mu bu günlük!

18 Ağustos 2010 Çarşamba

Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın..Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın..Peki o ne yaptı deme..Herkes kendinden sorumludur aşkta..Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu..Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için..? Hayatı ıskalama lüksün yok senin..Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın..Her zamanki gibi yaşayacaksın sen..Acılara tutunarak yaşamayı ; Öğreneli çok oldu.. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil..Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki..Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor..Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu..? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana..Yine içeceksin rakını balığın yanında..Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası..Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun asolan yürektir..Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma ; Yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte..Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu..Elbet bitecek güneşe hasret günler..Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak 
yüreğini...






N.Hikmet

16 Ağustos 2010 Pazartesi

sabahın köründe neden bu şarkı ?

sanki çoktan unutulmuş, dillerden düşmüş bir şarkı....


bir şarkı...

14 Ağustos 2010 Cumartesi

yok kimsesi kimsenin, hiç kimsenin...


Sen hiç görmedin
Su vermeye benzedik
Plastik çiçeklere
Hiç görmedin
Sen hiç görmedin
Dans ettik durmadan
Kırık camlar üstünde
Sen öyle sana benzeyen her şey gibi
Erirken avuçlarımda
Ben unutuyorum






................................





Sen hiç görmedin
Baştan böyle yazılmış
Yok kimsesi kimsenin
Hiç kimsenin
Sen hiç görmedin
Sonu baştan yazılmış
Bitti bitti kelimelerim.







12 Ağustos 2010 Perşembe

hoşgeldin

minik efe erdem'cik hoşgeldin,(12.08.2010 pm: 10:22)
ne iyi ettin de geldin gelişinle mutlu ettin bizleri..

11 Ağustos 2010 Çarşamba

kelimeler


Önce kelime vardı" diye başlıyor Yohanna'ya göre İncil. Kelimeden önce de Yalnızlık vardı. Ve Kelimeden sonra da var olmaya devam etti Yalnızlık... Kelimenin bittiği yerden başladı; Kelime söylenemeden önce başladı. Kelimeler, Yalnızlığı unutturdu ve Yalnızlık, kelimeyle birlikte yaşadı insanın içinde. Kelimeler, Yalnızlığı anlattı ve Yalnızlığın içinde eriyip kayboldu. Yalnız Kelimeler acıyı dindirdi ve Kelimeler insanın aklına geldikçe, Yalnızlık büyüdü, dayanılmaz oldu.



Tutunamayanlar(Sf.151)



Oğuz ATAY



Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git.
Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
Sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
Yoktu dünlerde evvelsi günlerdeki yoksulluğumuz
Sanki hiç olmamıştı

Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı İstanbullar
Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların
Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
Ki Karakoy köprüsüne yağmur yağarken
Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik

Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
Sonrası iyilik güzellik.


C.Süreya

9 Ağustos 2010 Pazartesi

karışık kuruşuk iç konuşmalar

"mutlu devam etseydi adı aşk olmazdı, alışkanlık olurdu!"

her defasında belki bu seferler, yoruyor aslında bizi!

çok şey mi bekliyoruz kendimizin bile haberi olmadan!

bir kelimenin bile etkiledigi hayatları düşününce davranışlarımınızın
konuşmalarımızın kimleri nasıl etkilediği konusunda empati yapmaya çalıştıkça,
ağzımı mühürlemek geliyor içimden hiç açılmasın hiç kötü kırıcı bir söz söylemesin!

"ama güzel bir şeyler de söyleyemeyecek o zaman" diye bir şey jet hızıyla belleğimden geçiveriyor
bunların oluşturduğu bütüne hayat denmiyor mu?

bazılarımız için acı ve ekşiler biraz fazla olabiliyor,
gerçi pek çoğuna biz izin veriyoruz yoksa neden tadımızı tuzumuzu durup dururken bozsunlar ki!

8 Ağustos 2010 Pazar

heat



- sık mı seyahat edersin?
- evet
- kendini yalnız hisseder misin?
- tek başımayım. yalnız değilim!




alıntıdır. d.c.g

7 Ağustos 2010 Cumartesi

başka bir yol gerek

tüketmek bitirmek üzerine kurulmuş bu düzeni de
birbirini düzmekten başka gayesi olmayan  insanlarını da bu günü de
bırakacak ölümden başka bir yol olmalı...

üstü kalsın

Ölüyorum tanrım
Bu da oldu işte.

Her ölüm erken ölümdür
Biliyorum tanrım.

Ama, ayrıca, aldığın şu hayat
Fena değildir...

Üstü kalsın...


C. SÜREYA

6 Ağustos 2010 Cuma

rubai

Öptü beni: " Bunlar, kainat gibi gerçek dudaklardır, "dedi.
Bu ıtır senin icadın değil, saçlarımdan uçan bahardır," dedi.
İster gökyüzünde seyret, ister gözlerimde:
körler onları görmese de, yıldızlar vardır, " - dedi...

N. Hikmet

4 Ağustos 2010 Çarşamba

yalnız

eskiden abuk subuk bir sürü şey karalardım
şimdi kupkuru bir ağaç gibi kısırım...

dinlenmiyor bedenim, beynim ah kalbim
aynı döngüyü istemiyorum!

sakin basit bir hayat istiyorum,
son durum harici çok fazla olmamıştı bende eksikliğinden yakındım hatta bazen
ama anladım ki mevcutmuş bende de hırs ve onu yok etmek istiyorum,
sesli konuşmalar ve kalabalık yordu beni,
biraz yalnızlık şu an ihtiyacım olan...


la falsa moneda

2 Ağustos 2010 Pazartesi

nasıl anlatsam nerden başlasam

bodrumun havası başka yakaladı bu sefer beni 
çok sevmezdim eski hikayeleri hatırlatırdı çokça belki o yüzden...


ilk gittiğim akşam belki bir meteor yağmuruydu belki bir yıldız kayması,
beni onunla karşıladı,
dilek dilemedim de aklımdan geçtin,
biraz da kalbimden
"ah dedim şu an kimler geçiyor aklından kalbinden"

hıh kim geçerse geçsin!


....


biraz mutlu biraz buruldu yüreğim yine,
ama sevdim bu sefer Bodrum'u nedense!




bodrum





ale'lade

MAKYAJI AKIYOR FARKININ,HERKESLEŞİYORSUN...




Ö.Asaf