20 Ağustos 2009 Perşembe

yollar, başlangıçlar ve sonlar...

Sana çıkıyordu tüm yollarım ve ben itirazsız sürükleniyordum ayaklarımın, kalbimin peşi sıra.
Ne zaman yolun sonuna ulaşacağımı merak ederek devam ettim. Bazen ümidim kalmadı, gücüm de, yalpalandı bedenim, duygularım ama her seferinde yeniden doğrulttum bu bedeni.

Ruhumu görmezden geldim bazen, kendim bastım çokça üzerine, ilk yol yapan benim ayaklarımdı. Diğerlerinin basmasına aldırış bile etmedim ama hata ettim hem de çok büyük hata. Şimdi bunları söylemenin ne önemi var onu da kestiremiyorum, geriye alabilir miyim?

Bütün incinmişliklerimi, kırılıp yapıştırdığım yüreğime sıfır duygular yükleyebilir miyim?

Bu kalbimin yarattığı çelişki miydi bilemiyorum aklımı da kandırmış olmalı! Neden sana çıkıyordu diye başladım söze. Bunu kendime sürekli dikte ederek kendimi, inandırmış, olamam değil mi? Bu kadarını yapmış olamam değil mi? İçim o kadar dolu ki nasıl boşalır bilemiyorum.

Önceki zamanlara göre iyi gibiyim sana dair hiç beklentim olmadı ve amacım da olmadın hiçbir zaman. Bunlara rağmen hiçbir zaman aklımdan da çıkmaman tuhaf işte, burada bütün tuhaflıkları kendime yüklüyorum yine. Düzelmez bir şey değil pek çok kimsenin içinde bulunduğu durum, herkes kendine göre adlandırıyor ya da kendince rahatlama yolu arıyor, buluyor, benimde naçizane buralara aktardığım kelimelerim, bir nebze rahatlatıyor içimi. Bir de yastığımdaki ıslak harelerim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder